Kamu kurumlarında Ünvanları dışında çalıştırılan bir çok personel olduğu bilinmekte. Ancak bunun yasak olduğu halde kurum insiyatifine göre hareket edilmesi de manidar bir durumdur. Kamu kurumlarında ilgili birimlere personel alımı yapmak yerine hastanede var olan personeller ilgili bölümlere kaydırılmak suretiyle çeşitli mağduriyetler oluşmaktadır.
Örneğin; Birçok Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, Yüksek Okulların Ağız ve Diş Sağlığı bölümünden mezun olan personeli almak yerine kliniklerde hemşirelere ve Diş Protez Teknisyenlerine görev vermektedir. Bu, hem sözleşmeli çalışan personelin alanı dışında çalıştırılamayacağı hükmüne de aykırı bir durumdur hem de Klinikteki personel sayısını artırdığı için çalışma performansını etkileyici bir durumdur. Halbuki Tam bu iş için yetiştirilmiş Ağız ve Diş Sağlığı Teknikeri istihdamı hem personel ihtiyacını azaltıp iki kişinin yapacağı işi tek kişiye indirgemekte hem de bu bölümden mezun olan kişiler için bir iş imkanı doğmasına neden olmaktadır.
Bir Diğer Örnek ise Hastanelerde çalışması gereken Tıbbi Cihaz Teknisyenleri yerine Dışarıdan Hizmet Satın alma yöntemi ile alınan personellerin bu işleri yapmasıdır. Bu da cihazlardan anlamayan kişilerin cihazlara verdiği zararları ve işlerin aksaması sonucunu doğurmaktadır. Mezun olan Tıbbi Cihaz Teknisyeni Kamuya alınmadığı için başka işler yapmakta veya boşta gezmektedir. İstihdamı azlığı ve ihtiyaç görülmediği için veyahut da bazı kişi ya da kişilerin işine geldiği için mi bilinmez ama Hem İşi bilen personelin işinde çalıştırılmaması hem de kurumun istem yapmaması aykırı bir durumdur.
sendika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sendika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
300 bin personel alınmalı
Sendikal çalışmalarda bulunmak için Hatay’da bulunan Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, seçim sonrası gerçek gündeme dönülmesi çağrısını tekrarladı. Ekonomik krizin istihdamla aşılacağını söyleyen Gündoğdu, kamunun buna öncülük etmesini istedi
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, 29 Mart yerel seçimlerine odaklanan siyasi partilerin, belediyelerin, kurumların ve kamuoyunun artık enerjisini ülkenin sorunlarına ve bu sorunların çözümlerine harcaması gerektiğini söyledi.
Gündoğdu, Antakya Gazeteciler Cemiyeti'nde düzenlediği basın toplantısında yapılan yerel seçimlerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Seçim sonrası, toplumun her kesimine verilmiş mesajlar olduğuna dikkat çeken Gündoğdu, bu dersler doğrultusunda ülkenin gerçek gündemine dönülmesi gerektiğini kaydetti.
Türkiye'nin gerçek gündemlerinden birinin ekonomideki kırılganlık ve işsizlik olduğunu ifade eden Ahmet Gündoğdu, “Hükümet bugüne kadar ekonomik krizi aşmak için pansuman etkisi yapan 5 paket açıklamıştır. Bugünlerde açıklanması beklenen 6. paket pansuman tedbirlerini aşan bir paket olmalıdır. İşsizlik artışını tırmandıran krize son darbeyi vuracak ve istihdamı genişletecek özellikte olmalıdır. İşsizlik sorununa çare bulmalıdır. Memur-Sen olarak bu konudaki somut önerimiz ise, kamu kesiminin istihdama öncülük etmesidir. Bu çerçevede kamu 2009 yılı içinde öğretmen, hemşire, doktor, hizmetli başta olmak üzere 300 bin yeni personel alımına gitmelidir. Böylece üniversiteli işsizlerin sayısı kısmen azaltılmış ve çocuklarının üniversiteyi bitirmesine rağmen iş bulamamasına üzülen aileler rahatlatılmış olacaktır" dedi.
Milleti kucaklayan, hukukun üstünlüğünü esas alan yepyeni demokratik bir anayasa yapılması gerektiğini de vurgulayan Başkan Gündoğdu, "Geçmişte yapıldığı gibi çok zorda kalınca mini paketlerle yapılan değişiklikler olmamalı, bütüncül bir yaklaşımla Anayasa'nın tamamı ele alınarak ve tek bir paket halinde yeni demokratik bir anayasa ortaya konmalıdır. Memur-Sen olarak, genelde Anayasa'nın tümünün değiştirilmesini önemserken, özel de ise kamu çalışanlarının temsilcisi olmamız nedeniyle Anayasa'nın kamu çalışanları ilgilendiren maddelerini şüphesiz daha çok önemsiyoruz. Bu kapsamda, Anayasa'nın 53 ve 54. maddelerinin değiştirilerek kamu görevlileri sendikalarına, işçi sendikalarında olduğu gibi grevli ve toplu sözleşmeli sendikal hak verilmesini talep ediyoruz. Devlet, kendi emrinde çalıştırdığı personelinden korkarak AB ülkelerinin memurlarına tanıdığı grev ve toplu sözleşme hakkını kamu çalışanlarından esirgememelidir" şeklinde konuştu.
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, memurlara getirilen siyaset yasağının da kaldırılmasını isteyerek, Türkiye'nin en okumuş, en kültürlü ve birikimli vatandaşlarının bu bilgi ve deneyiminden siyaset dünyasının da istifade etmesinin sağlanmasını istedi.
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, 29 Mart yerel seçimlerine odaklanan siyasi partilerin, belediyelerin, kurumların ve kamuoyunun artık enerjisini ülkenin sorunlarına ve bu sorunların çözümlerine harcaması gerektiğini söyledi.
Gündoğdu, Antakya Gazeteciler Cemiyeti'nde düzenlediği basın toplantısında yapılan yerel seçimlerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Seçim sonrası, toplumun her kesimine verilmiş mesajlar olduğuna dikkat çeken Gündoğdu, bu dersler doğrultusunda ülkenin gerçek gündemine dönülmesi gerektiğini kaydetti.
Türkiye'nin gerçek gündemlerinden birinin ekonomideki kırılganlık ve işsizlik olduğunu ifade eden Ahmet Gündoğdu, “Hükümet bugüne kadar ekonomik krizi aşmak için pansuman etkisi yapan 5 paket açıklamıştır. Bugünlerde açıklanması beklenen 6. paket pansuman tedbirlerini aşan bir paket olmalıdır. İşsizlik artışını tırmandıran krize son darbeyi vuracak ve istihdamı genişletecek özellikte olmalıdır. İşsizlik sorununa çare bulmalıdır. Memur-Sen olarak bu konudaki somut önerimiz ise, kamu kesiminin istihdama öncülük etmesidir. Bu çerçevede kamu 2009 yılı içinde öğretmen, hemşire, doktor, hizmetli başta olmak üzere 300 bin yeni personel alımına gitmelidir. Böylece üniversiteli işsizlerin sayısı kısmen azaltılmış ve çocuklarının üniversiteyi bitirmesine rağmen iş bulamamasına üzülen aileler rahatlatılmış olacaktır" dedi.
Milleti kucaklayan, hukukun üstünlüğünü esas alan yepyeni demokratik bir anayasa yapılması gerektiğini de vurgulayan Başkan Gündoğdu, "Geçmişte yapıldığı gibi çok zorda kalınca mini paketlerle yapılan değişiklikler olmamalı, bütüncül bir yaklaşımla Anayasa'nın tamamı ele alınarak ve tek bir paket halinde yeni demokratik bir anayasa ortaya konmalıdır. Memur-Sen olarak, genelde Anayasa'nın tümünün değiştirilmesini önemserken, özel de ise kamu çalışanlarının temsilcisi olmamız nedeniyle Anayasa'nın kamu çalışanları ilgilendiren maddelerini şüphesiz daha çok önemsiyoruz. Bu kapsamda, Anayasa'nın 53 ve 54. maddelerinin değiştirilerek kamu görevlileri sendikalarına, işçi sendikalarında olduğu gibi grevli ve toplu sözleşmeli sendikal hak verilmesini talep ediyoruz. Devlet, kendi emrinde çalıştırdığı personelinden korkarak AB ülkelerinin memurlarına tanıdığı grev ve toplu sözleşme hakkını kamu çalışanlarından esirgememelidir" şeklinde konuştu.
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, memurlara getirilen siyaset yasağının da kaldırılmasını isteyerek, Türkiye'nin en okumuş, en kültürlü ve birikimli vatandaşlarının bu bilgi ve deneyiminden siyaset dünyasının da istifade etmesinin sağlanmasını istedi.
Hiç yorum yok:
Etiketler:
sendika
Kayıt Tarihi:
22:45
Emekliye verilecek 300 tl ne oldu?
Türkiye İşçi Emeklileri Derneği Çankaya Şube Başkanı Höcü, emeklilerin kendilerine verilen sözün takipcisi oldugunu söyledi
iş bulma
Türkiye İşçi Emeklileri Derneği (TİED) Çankaya Şube Başkanı Mehmet Höcü, emeklilerin kendilerine verilen sözün takipcisi oldugunu belirterek, "Hani bir defaya mahsus 300 TL verecektiniz Nerede?" diye sordu.
Hocü, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, seçimlerden önce işçi emeklileri başta olmak üzere tüm emekli ile dul ve yetimlere bir defaya mahsus olmak üzere 300 TL verilmesi konusunda iktidar tarafından söz verildiğini hatırlatarak şöyle dedi:
"Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren ile Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan'ın ağzıyla hükümet tarafından verilen sözün bir an önce yerine getirilmesini bekliyoruz. Yoksa bu sözler seçim öncesi yapılan boş bir vaad mıydi?
Bizler, bir kez daha Sayın Başbakan Recep Tayyıp Erdoğan başta olmak üzere tüm hükümet üyelerini işçi emeklileri ile bunların dul ve yetimlerine sahip çıkmaya ve bu vaadlerini yerine getirmeye çağırıyoruz."
iş bulma
Türkiye İşçi Emeklileri Derneği (TİED) Çankaya Şube Başkanı Mehmet Höcü, emeklilerin kendilerine verilen sözün takipcisi oldugunu belirterek, "Hani bir defaya mahsus 300 TL verecektiniz Nerede?" diye sordu.
Hocü, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, seçimlerden önce işçi emeklileri başta olmak üzere tüm emekli ile dul ve yetimlere bir defaya mahsus olmak üzere 300 TL verilmesi konusunda iktidar tarafından söz verildiğini hatırlatarak şöyle dedi:
"Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren ile Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan'ın ağzıyla hükümet tarafından verilen sözün bir an önce yerine getirilmesini bekliyoruz. Yoksa bu sözler seçim öncesi yapılan boş bir vaad mıydi?
Bizler, bir kez daha Sayın Başbakan Recep Tayyıp Erdoğan başta olmak üzere tüm hükümet üyelerini işçi emeklileri ile bunların dul ve yetimlerine sahip çıkmaya ve bu vaadlerini yerine getirmeye çağırıyoruz."
Kayıt Tarihi:
20:13
İl İçi tayin talepleri işlemde
Eğitim Bir Sen ; Geçen yıl öğretmen atama ve yer değiştirme işlemlerinde yaşanan sıkıntıların bu yıl tekrarlanmaması için Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Muammer Yaşar Özgül ile görüşerek, bu konudaki önerilerini sözlü ve yazılı olarak paylaştı.
Görüşmede, 2008 yılında iliçi isteğe bağlı yer değiştirme işlemlerinde bazı sıkıntıların yaşandığına dikkat çekilerek, 2009 yılı iliçi yer değiştirme kılavuzunun hazırlandığı bu günlerde, geçmişte karşılaşılan sorunların asgariye indirilebilmesi için görüş ve önerilerini dile getirdiler.
Daha önce meydana gelen sıkıntıların 2009 yılında yapılacak öğretmen atama ve yer değiştirmelerinde en aza indirgenmesi için sunulan öneriler şöyle:
-İliçi isteğe bağlı yer değiştirme sıralarının çalıştırılma işlemleri; illerarası isteğe bağlı ve özür durumuna bağlı yer değiştirme işlemlerinin tarihleri dikkate alınarak yıl içinde en az üç defa sıralar çalıştırılmalıdır. Şöyle ki; illerarası yer değiştirme işlemleri yapıldıktan sonra Temmuz ayının son haftasında sıralar çalıştırılmalı, özür durumuna bağlı yer değiştirme işlemleri yapılınca da okullar açılmadan ikinci defa sıralar çalıştırılmalı, ayrıca yarıyıl özür durumuna bağlı yer değişikliği gerçekleştirildikten sonra tekrar iliçi sıralar bir daha çalıştırılmalı,
-İliçi sıralı okullar hiçbir şekilde ilk atama, isteğe bağlı yer değiştirme ve özür durumuna bağlı yer değiştirmelere açılmamalı,
-Sözleşmeli öğretmenlere iliçi isteğe bağlı yer değiştirme imkânı sağlanmalı,
-İliçi yer değiştirme işlemlerinde beş tercih yapılabilmektedir. Söz konusu tercih sayısı en az 15’e çıkarılmalıdır.
Görüşmede, 2008 yılında iliçi isteğe bağlı yer değiştirme işlemlerinde bazı sıkıntıların yaşandığına dikkat çekilerek, 2009 yılı iliçi yer değiştirme kılavuzunun hazırlandığı bu günlerde, geçmişte karşılaşılan sorunların asgariye indirilebilmesi için görüş ve önerilerini dile getirdiler.
Daha önce meydana gelen sıkıntıların 2009 yılında yapılacak öğretmen atama ve yer değiştirmelerinde en aza indirgenmesi için sunulan öneriler şöyle:
-İliçi isteğe bağlı yer değiştirme sıralarının çalıştırılma işlemleri; illerarası isteğe bağlı ve özür durumuna bağlı yer değiştirme işlemlerinin tarihleri dikkate alınarak yıl içinde en az üç defa sıralar çalıştırılmalıdır. Şöyle ki; illerarası yer değiştirme işlemleri yapıldıktan sonra Temmuz ayının son haftasında sıralar çalıştırılmalı, özür durumuna bağlı yer değiştirme işlemleri yapılınca da okullar açılmadan ikinci defa sıralar çalıştırılmalı, ayrıca yarıyıl özür durumuna bağlı yer değişikliği gerçekleştirildikten sonra tekrar iliçi sıralar bir daha çalıştırılmalı,
-İliçi sıralı okullar hiçbir şekilde ilk atama, isteğe bağlı yer değiştirme ve özür durumuna bağlı yer değiştirmelere açılmamalı,
-Sözleşmeli öğretmenlere iliçi isteğe bağlı yer değiştirme imkânı sağlanmalı,
-İliçi yer değiştirme işlemlerinde beş tercih yapılabilmektedir. Söz konusu tercih sayısı en az 15’e çıkarılmalıdır.
Hiç yorum yok:
Etiketler:
sendika
Kayıt Tarihi:
16:38
2.300 tl net maaş olmalı
Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar, sağlık çalışanlarının ek ödeme hariç net ücretlerinin 2.300 TL, haftalık normal çalışma süresinin de 40 saat olması gerektiğini söyledi.
ANTALYA-Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar, Sağlık Bakanlığı’nın düzenlediği Uluslar arası Performans ve Kalite Kongresi’nde sağlık hizmetlerinde kalitenin sürdürülebilir olması için, sağlık çalışanlarının döner sermaye hariç net ücretlerinin yoksulluk sınırı olan 2300 TL düzeyine çıkartılması gerektiğini söyledi.
“Sağlık çalışanlarının iş motivasyonuna katkı sağlayacak ilk icraat; geçim derdi, ailesinin ve çocuklarının geleceği gibi insani kaygılarını giderecek bir yaşam standardına kavuşturmak olmalıdır” diyen Kaçar, Bu önlemin, ekonomik değil, psikolojik bir teşvik sayılacağını söyledi.
Kaçar, “Performansa Dayalı Ek Ödeme Sistemi bu psikolojik destekle başladığı ve çalışanlarının gelecek kaygıları giderildiği takdirde sağlık çalışanları; işine odaklanma, mesleki gelişimlerine önem verme, vatandaş memnuniyeti temelinde iletişim dilini geliştirme gibi, sunduğu hizmetin kalitesini artırmaya yönelik arayış içinde olacaktır. Böylece sistem daha insani bir boyuta taşınmış olacaktır. Sistem o zaman teşvik edici bir niteliğe kavuşacak, sağlık hizmetinde kaliteyi ve hasta memnuniyetini sağlamada etkin bir araç haline dönüşecektir” şeklinde konuştu.
NORMAL ÇALIŞMA SÜRESİ 40 SAATE İNMELİDİR
Kongredeki sunumunda, sağlıkta dönüşüm ile birlikte artan iş yükünü karşılamak için fazla süreli çalışmalar gerçekleştirildiğine dikkat çeken Sağlık-Sen Başkanı Mahmut Kaçar, ancak bu fazla çalışmanın karşılığında sağlık çalışanları hak ettiği ücreti alamamaktadır. Bizim mevzuatımızda kamu çalışanlarının haftalık çalışma süresi 40 saattir. Sağlık çalışanları için ise, Anayasal eşitlik ilkesine aykırı bir şekilde haftalık normal çalışma süresi 45 saat olarak düzenlenmiştir” dedi.
Bir çok Avrupa Ülkesinde normal çalışma süresi 38-40 saat aralığında olduğunu kaydeden Kaçar, “AB Çalışma Süresi Direktifi; bir sağlık çalışanının haftalık çalışma süresini, normal mesai, fazla mesai, nöbet dahil en fazla 48 saat olarak belirlemiştir. Haftalık maksimum çalışma süresi 48 saat olan ülkelerde de fazla mesai, nöbet gibi durumlarda emeğin karşılığını fazlasıyla almaktadırlar. Bizde bu süreyi ikiye katlayan durumlar oluşmakta ve çalışanlar hak ettiği ücreti alamamaktadır” şeklinde konuştu.
ANTALYA-Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar, Sağlık Bakanlığı’nın düzenlediği Uluslar arası Performans ve Kalite Kongresi’nde sağlık hizmetlerinde kalitenin sürdürülebilir olması için, sağlık çalışanlarının döner sermaye hariç net ücretlerinin yoksulluk sınırı olan 2300 TL düzeyine çıkartılması gerektiğini söyledi.
“Sağlık çalışanlarının iş motivasyonuna katkı sağlayacak ilk icraat; geçim derdi, ailesinin ve çocuklarının geleceği gibi insani kaygılarını giderecek bir yaşam standardına kavuşturmak olmalıdır” diyen Kaçar, Bu önlemin, ekonomik değil, psikolojik bir teşvik sayılacağını söyledi.
Kaçar, “Performansa Dayalı Ek Ödeme Sistemi bu psikolojik destekle başladığı ve çalışanlarının gelecek kaygıları giderildiği takdirde sağlık çalışanları; işine odaklanma, mesleki gelişimlerine önem verme, vatandaş memnuniyeti temelinde iletişim dilini geliştirme gibi, sunduğu hizmetin kalitesini artırmaya yönelik arayış içinde olacaktır. Böylece sistem daha insani bir boyuta taşınmış olacaktır. Sistem o zaman teşvik edici bir niteliğe kavuşacak, sağlık hizmetinde kaliteyi ve hasta memnuniyetini sağlamada etkin bir araç haline dönüşecektir” şeklinde konuştu.
NORMAL ÇALIŞMA SÜRESİ 40 SAATE İNMELİDİR
Kongredeki sunumunda, sağlıkta dönüşüm ile birlikte artan iş yükünü karşılamak için fazla süreli çalışmalar gerçekleştirildiğine dikkat çeken Sağlık-Sen Başkanı Mahmut Kaçar, ancak bu fazla çalışmanın karşılığında sağlık çalışanları hak ettiği ücreti alamamaktadır. Bizim mevzuatımızda kamu çalışanlarının haftalık çalışma süresi 40 saattir. Sağlık çalışanları için ise, Anayasal eşitlik ilkesine aykırı bir şekilde haftalık normal çalışma süresi 45 saat olarak düzenlenmiştir” dedi.
Bir çok Avrupa Ülkesinde normal çalışma süresi 38-40 saat aralığında olduğunu kaydeden Kaçar, “AB Çalışma Süresi Direktifi; bir sağlık çalışanının haftalık çalışma süresini, normal mesai, fazla mesai, nöbet dahil en fazla 48 saat olarak belirlemiştir. Haftalık maksimum çalışma süresi 48 saat olan ülkelerde de fazla mesai, nöbet gibi durumlarda emeğin karşılığını fazlasıyla almaktadırlar. Bizde bu süreyi ikiye katlayan durumlar oluşmakta ve çalışanlar hak ettiği ücreti alamamaktadır” şeklinde konuştu.
Hiç yorum yok:
Etiketler:
sendika
Kayıt Tarihi:
11:14
Kesk 400 tl zam istedi
Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Nazım Ekren’in dile getirdiği “krize yönelik olarak piyasayı canlandırmak için memur ve emekliye bir defaya mahsus 200-300 TL ödeme palnına KESK'ten çok sert bir tepki geldi. KESK yaptığı açıklama ile 300 TL bir seferlik ücret yerine 400 TL lik maaş zammı talep etti. İşte KESK'in açıklaması...
Seçim Rüşveti Değil, Krize Karşı 400 TL Maaş Zammı İstiyoruz!
Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Nazım Ekren’in dile getirdiği “krize yönelik olarak piyasayı canlandırmak için memur ve emekliye bir defaya mahsus 200-300 TL gibi bir ödeme yapma düşüncesi, siyasi iktidarın ülkeyi pençesine alan küresel kriz karşısında gayri ciddi yaklaşımının son örneğidir. Bilindiği gibi iktidar sürecin başlangıcından bu yana halkı, emekçileri krize karşı koruyacak önlemler almak yerine; krizin varlığını bile tanımayan, tamamen yerel seçimlere endekslenmiş bir tutum sergilemiştir. Ülke krizin somut sonuçlarıyla yüzleşmeye başladığında ise iktidar krize yol açan, sermayeyi önceleyen yaklaşımında ısrarcı olmuş, önlem adı altında getirdiği uygulamalarda krize karşı sermayeyi, piyasaları kollamaya çalışmıştır.
İktidarın yerel seçimlere kadar krizden bahsetmeme, bahsettirmeme politikası iflas etmiştir. TÜİK’in son açıkladığı Aylık Sanayi Üretim Endeksi krizin sonuçlarını olanca açıklığıyla ortaya koymuştur. Endekse gore Türkiye % 21.3’lük azalmayla küresel krize bağlı olarak sanayi üretimi dünyada en çok düşen ikinci ülkedir. Kriz sonucu yaşanan işten çıkarmalar kabul edilemez boyutlara ulaşmış, tüketim alabildiğine daralmıştır.
İktidarın Kamu emekçilerine ve emeklilere bir kereye mahsus olarak 200-300 TL ödenmesine ilişkin planında bile temel amaç, yoksulluğa mahkum edilen kamu çalışanlarının ve emeklilerin krize karşı korunması değil, “piyasayı canlandırmak” olarak görünmektedir.
Bu yaklaşımın bir başka boyutunu da beyaz eşya, çekyat ve erzak dağıtarak yerel seçimlerde oylarını arttırma hesabı yapan iktidarın tam da seçim döneminde böyle bir planla ortaya çıkmasının, krize yönelik önlem adı altında adeta sadaka dağıtarak emekçilerle alay etmesi oluşturmaktadır.
Gerçekten de kriz karşısında önlem alınmak isteniyorsa yapılması gerekenler ortadadır.
İşten çıkarmalar derhal durdurmalı. İşsizlik sigortasının kapsamı ve süresi işsiz kalan emekçiler için genişletilmelidir. Sermaye hareketleri vergilendirilmeli, askeri harcamalar kısılmalı, servetten vergi alınmalı, dış borç ödemeleri durdurulmalı ve oluşan kaynaklar yoksullukla mücadele ve istihdamı arttırma amaçlı kullanılmalıdır.
İktidar yaklaşımında samimiyse reel kayıpları % 30’ları çoktan aşmış olan Kamu emekçileri ve emeklilerin maaşlarına 15 Mart’tan geçerli olmak üzere seyyanen 400 TL zam yapmalıdır.
KESK Genel Merkezi
Seçim Rüşveti Değil, Krize Karşı 400 TL Maaş Zammı İstiyoruz!
Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Nazım Ekren’in dile getirdiği “krize yönelik olarak piyasayı canlandırmak için memur ve emekliye bir defaya mahsus 200-300 TL gibi bir ödeme yapma düşüncesi, siyasi iktidarın ülkeyi pençesine alan küresel kriz karşısında gayri ciddi yaklaşımının son örneğidir. Bilindiği gibi iktidar sürecin başlangıcından bu yana halkı, emekçileri krize karşı koruyacak önlemler almak yerine; krizin varlığını bile tanımayan, tamamen yerel seçimlere endekslenmiş bir tutum sergilemiştir. Ülke krizin somut sonuçlarıyla yüzleşmeye başladığında ise iktidar krize yol açan, sermayeyi önceleyen yaklaşımında ısrarcı olmuş, önlem adı altında getirdiği uygulamalarda krize karşı sermayeyi, piyasaları kollamaya çalışmıştır.
İktidarın yerel seçimlere kadar krizden bahsetmeme, bahsettirmeme politikası iflas etmiştir. TÜİK’in son açıkladığı Aylık Sanayi Üretim Endeksi krizin sonuçlarını olanca açıklığıyla ortaya koymuştur. Endekse gore Türkiye % 21.3’lük azalmayla küresel krize bağlı olarak sanayi üretimi dünyada en çok düşen ikinci ülkedir. Kriz sonucu yaşanan işten çıkarmalar kabul edilemez boyutlara ulaşmış, tüketim alabildiğine daralmıştır.
İktidarın Kamu emekçilerine ve emeklilere bir kereye mahsus olarak 200-300 TL ödenmesine ilişkin planında bile temel amaç, yoksulluğa mahkum edilen kamu çalışanlarının ve emeklilerin krize karşı korunması değil, “piyasayı canlandırmak” olarak görünmektedir.
Bu yaklaşımın bir başka boyutunu da beyaz eşya, çekyat ve erzak dağıtarak yerel seçimlerde oylarını arttırma hesabı yapan iktidarın tam da seçim döneminde böyle bir planla ortaya çıkmasının, krize yönelik önlem adı altında adeta sadaka dağıtarak emekçilerle alay etmesi oluşturmaktadır.
Gerçekten de kriz karşısında önlem alınmak isteniyorsa yapılması gerekenler ortadadır.
İşten çıkarmalar derhal durdurmalı. İşsizlik sigortasının kapsamı ve süresi işsiz kalan emekçiler için genişletilmelidir. Sermaye hareketleri vergilendirilmeli, askeri harcamalar kısılmalı, servetten vergi alınmalı, dış borç ödemeleri durdurulmalı ve oluşan kaynaklar yoksullukla mücadele ve istihdamı arttırma amaçlı kullanılmalıdır.
İktidar yaklaşımında samimiyse reel kayıpları % 30’ları çoktan aşmış olan Kamu emekçileri ve emeklilerin maaşlarına 15 Mart’tan geçerli olmak üzere seyyanen 400 TL zam yapmalıdır.
KESK Genel Merkezi
Kayıt Tarihi:
09:51
Turizm eğitim merkezi çalışanları için dava
Türk Eğitim Sen; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Turizm Eğitim Merkezlerinde çalışan eğitim çalışanlarımız ile imzalan sözleşme maddelerinin iptali ile ilgili olarak Madde 4/ a) “ Sözleşmeli olarak çalıştırılacak personele sözleşme ücreti dışında her hangi bir ad altında ödeme yapılmayacak, sözleşmelere bu yolda bir hüküm konulmayacaktır.” ve madde 4/d) “...istihdamına ihtiyaç duyulmayan veya çalışmalarından yeterli verim alınamayanların ise sözleşmeleri ilgili mevzuat hükümlerine göre feshedilecek...” ve madde 4/ f) “...normal çalışma saatleri dışında veya tatil günlerinde yapacakları çalışmaları karşılığında her hangi bir ek ücret ödenmeyecektir.” ve madde 4/g) “İlgili mevzuat hükmü gereğince Turizm Eğitim Merkezlerinde sözleşmeli olarak istihdam edilen personelin il dışı nakli mümkün olmadığından, talepleri alınmayacak ve Bakanlığa intikal ettirilmeyecektir.” ibarelerinin yürütülmesinin durdurulması ve iptali amacıyla Danıştay'a dava açıldı.
İlgili Dava Dilekçesi İçin Tıklayınız
İlgili Dava Dilekçesi İçin Tıklayınız
Hiç yorum yok:
Etiketler:
sendika
Kayıt Tarihi:
19:54
Sağlık sen kadınlar günü mesajı
Genel Merkezimizin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle yayınladığı mesaj:
“Toplumumuzun geleceği adına hayati öneme sahip temel değerlerimiz, çağın bireyselciliği öne çıkaran, dayanışma bilincini yok eden kültürü içinde dejenere olmaktadır. Bu dejenerasyon, her geçen gün büyüyen şiddet olgusunu körüklemektedir. Günümüzde gerek aile içi, gerekse sosyal hayatın tüm alanlarına yayılan şiddet olgusuyla karşı karşıya olan ülkemizde, en sık şiddete maruz kalan kesimin kadınlar olduğu bir gerçektir.
Eşit ve adil olmayan koşullar altında, kayıt dışı ve sosyal güvenceden yoksun çalışan kadınlarımızın sayısı her geçen gün artmaktadır.
Ekonomik ve sosyal sorunların ağırlığını kadınlarımız erkeklerden daha fazla hissetmektedir.
Aile sorumlulukları ile işi arasında sıkışan kadınların, artan sorumlulukları ve iş hayatında karşılaştıkları zorluklar, onların çalışma hayatına katılımını her geçen gün zorlaştırmaktadır.
Sendikamızın ülke genelinde sağlık ve sosyal hizmet alanında çalışan kadınlara yönelik gerçekleştirdiği araştırma, bu gerçekleri destekleyen sonuçlar içermektedir.
Sağlık ve sosyal hizmet alanında çalışan kadınların çok büyük bölümü, çalışma hayatında karşılaştığı en büyük sorunu, adil olmayan çalışma koşulları ve nöbet sistemi olarak belirtmektedirler.
Araştırmada çıkan bir diğer çarpıcı sonuca göre ise, kadınlar; başta çocuk bakımı olmak üzere taşımak zorunda oldukları aile sorumluluklarını yerine getirmede, devletin gereken sosyal desteği sağlamadığına inanmaktadırlar.
8 Mart; kadınların gerek çalışma hayatında gerekse toplumsal hayatın diğer alanlarında eşit haklara sahip olma adına verdikleri mücadelenin simgesi olan bir günde sosyal hayatın paydaşı olan kadınlarımızın çalışma koşullarının, iş hayatı dışındaki yükünü hafifletecek şekilde düzenlenmesi ve kadınlarımızın çalışma hayatının eşit haklara sahip bireyleri olması en büyük dileğimizdir.
Yüklendiği sorumluluklar açısından baktığımızda kadınların ev ve iş yükünün yanı sıra annelik gibi ulvi bir sorumluluğunun da bulunduğu göz ardı edilmemelidir. Hayatın ağır şartları altında, anne, eş ve iş kadını olarak ayakta kalabilen kadınlar; hayatın mimarları olarak en büyük saygıyı ve övgüyü hak etmektedirler.
Bu düşüncelerle Başta Sağlık ve Sosyal Hizmet alanında çalışan şefkat kahramanlarımız olmak üzere tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.”
“Toplumumuzun geleceği adına hayati öneme sahip temel değerlerimiz, çağın bireyselciliği öne çıkaran, dayanışma bilincini yok eden kültürü içinde dejenere olmaktadır. Bu dejenerasyon, her geçen gün büyüyen şiddet olgusunu körüklemektedir. Günümüzde gerek aile içi, gerekse sosyal hayatın tüm alanlarına yayılan şiddet olgusuyla karşı karşıya olan ülkemizde, en sık şiddete maruz kalan kesimin kadınlar olduğu bir gerçektir.
Eşit ve adil olmayan koşullar altında, kayıt dışı ve sosyal güvenceden yoksun çalışan kadınlarımızın sayısı her geçen gün artmaktadır.
Ekonomik ve sosyal sorunların ağırlığını kadınlarımız erkeklerden daha fazla hissetmektedir.
Aile sorumlulukları ile işi arasında sıkışan kadınların, artan sorumlulukları ve iş hayatında karşılaştıkları zorluklar, onların çalışma hayatına katılımını her geçen gün zorlaştırmaktadır.
Sendikamızın ülke genelinde sağlık ve sosyal hizmet alanında çalışan kadınlara yönelik gerçekleştirdiği araştırma, bu gerçekleri destekleyen sonuçlar içermektedir.
Sağlık ve sosyal hizmet alanında çalışan kadınların çok büyük bölümü, çalışma hayatında karşılaştığı en büyük sorunu, adil olmayan çalışma koşulları ve nöbet sistemi olarak belirtmektedirler.
Araştırmada çıkan bir diğer çarpıcı sonuca göre ise, kadınlar; başta çocuk bakımı olmak üzere taşımak zorunda oldukları aile sorumluluklarını yerine getirmede, devletin gereken sosyal desteği sağlamadığına inanmaktadırlar.
8 Mart; kadınların gerek çalışma hayatında gerekse toplumsal hayatın diğer alanlarında eşit haklara sahip olma adına verdikleri mücadelenin simgesi olan bir günde sosyal hayatın paydaşı olan kadınlarımızın çalışma koşullarının, iş hayatı dışındaki yükünü hafifletecek şekilde düzenlenmesi ve kadınlarımızın çalışma hayatının eşit haklara sahip bireyleri olması en büyük dileğimizdir.
Yüklendiği sorumluluklar açısından baktığımızda kadınların ev ve iş yükünün yanı sıra annelik gibi ulvi bir sorumluluğunun da bulunduğu göz ardı edilmemelidir. Hayatın ağır şartları altında, anne, eş ve iş kadını olarak ayakta kalabilen kadınlar; hayatın mimarları olarak en büyük saygıyı ve övgüyü hak etmektedirler.
Bu düşüncelerle Başta Sağlık ve Sosyal Hizmet alanında çalışan şefkat kahramanlarımız olmak üzere tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.”
Hiç yorum yok:
Etiketler:
sendika
Kayıt Tarihi:
19:51
Çalışan kesimde kadının yeri
Toplam nüfusun yüzde 50’sini oluşturan kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 25’ler seviyesinde seyrediyor. Sağlık-Sen’in 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde yayınladığı kamuoyu araştırması, kadınların iş gücüne katılım oranını düşüren nedenleri ve çalışan kadınların kadın olmaktan kaynaklanan sorunlarını ortaya çıkaran ilginç sonuçlar içeriyor.
Memur-Sen’e bağlı Sağlık-Sen’in 19 ildeki sağlık ve sosyal hizmet kurumlarından 1073 kadın çalışanla gerçekleştirdiği kamuoyu araştırmasında, katılanların tamamı kadın olmaktan kaynaklanan sorunlarla mücadele etmek zorunda kaldığını belirttiler.
Araştırmaya katılan kadınlara yöneltilen “İş hayatınızda karşılaştığınız en önemli sorun hangisidir” sorusuna,
Kadınların yüzde 28’si, özel izin durumlarında (hamilelik, çocuk bakımı, emzirme, doğum v.s) yöneticilerin baskısı,
Yüzde 22’u adil olmayan nöbet uygulamaları,
Yüzde 18’i hizmet verdiği kesimlerin olumsuz tavır ve davranışlar,
Yüzde 16’si iş ortamındaki erkek çalışanların olumsuz tavır ve davranışlar
Yüzde 16’si de terfi etmede kadın olmanın neden olduğu engeller,
şeklinde cevap verdiler.
Sağlık-Sen’in araştırmasında, çalışabilir kadın nüfusunun iş gücüne katılımının neden düşük olduğunu açıklayan diğer çarpıcı sonuç ise “Çalışmanızdan kaynaklanan aile ve çevrenizde karşılaştığınız sorun hangisidir” sorusuna verilen cevaplarda ortaya çıkıyor.
Bu soruyu yanıtlayan katılımcıların yüzde 39’u yoğun çalışma nedeniyle aile içindeki sorumluluklarını yerine getirmede aksaklıklar yaşadığını, bunun aile içinde sorunlara neden olduğunu ifade ediyor.
Katılımcıların yüzde 14’ü fazla çalışma, nöbet gibi nedenlerle aile içinde çatışma yaşandığını, yüzde 26’sı eş ve çocuklarıyla yeterince ilgilenemediği için huzursuz olduğunu belirtiyorlar.
SAĞLIK-SEN GENEL BAŞKANI MAHMUT KAÇAR:
“DEVLET; KADIN ÇALIŞANLARA AİLE YÜKÜNÜ
HAFİFLETECEK SOSYAL DESTEK SAĞLAMALIDIR”
Memur-Sen Genel Sekreteri ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde kadın çalışanların sorunlarına dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirdikleri kamuoyu araştırmasının, kadınların neden çalışma hayatında ve yönetim kademelerinde yeterince yel alamadığını ortaya koyduğunu belirterek, “Devletin kadın çalışanlara aile yükünü hafifletecek sosyal destek sağlaması gerektiğini kaydetti.
Kadını iş hayatından uzaklaştıran bir çok neden olduğunu belirten Kaçar, şunları söyledi:
“Aile sorumlulukları ile işi arasında sıkışan kadınların, artan sorumlulukları ve iş hayatında karşılaştıkları zorluklar, onların çalışma hayatına katılımını her geçen gün zorlaştırmaktadır. Çalışan kadınlar; başta çocuk bakımı olmak üzere taşımak zorunda oldukları aile sorumluluklarını yerine getirmede, devletin sosyal desteğine ihtiyaç duymaktadır.
8 Mart; kadınların gerek çalışma hayatında gerekse toplumsal hayatın diğer alanlarında eşit haklara sahip olma adına verdikleri mücadelenin simgesi olan bir günde sosyal hayatın paydaşı olan kadınlarımızın çalışma koşullarının, iş hayatı dışındaki yükünü hafifletecek şekilde düzenlenmesi ve kadınlarımızın çalışma hayatının eşit haklara sahip bireyleri olması en büyük dileğimizdir.
Kamuoyu Araştırması’nda sorulan bazı sorular ve cevaplara ilişkin istatistikler ise şöyle:
“İş hayatınızda karşılaştığınız en önemli sorun hangisidir”
Hiç yorum yok:
Etiketler:
haberler,
sendika
Kayıt Tarihi:
19:50
Tedavi yollukları ödemesi için girişim
Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri Halil Etyemez ile Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreteri Ramazan Çakırcı, eğitim çalışanlarının geçici görev ve tedavi yolluklarının ödenmemesi dolayısıyla yaşanan sıkıntıları Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Muammer Yaşar Özgül’e ileterek, oluşan mağduriyetin giderilmesini istedi.
Müsteşar Muammer Yaşar Özgül, görüşmede dile getirilen ve uzun süredir ödenmeyen geçici görev ve tedavi yollukları sorununu çözeceğini söyledi.
Üyelerden gelen yoğun şikâyetler üzerine Eğitim Bir Sen konuyu araştırarak, tespit ettiği sıkıntıları daha önce de ilgililere sundu.
Yapılan araştırma sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı birimlerde;
Eğitim çalışanlarından geçici bir vazife ile görevlendirilenlerin Mart 2008 tarihinden beri harcırahlarının ödenmediği,
Eğitim çalışanları veya birinci derece yakınlarının hastalanmaları durumunda sevk zincirine uyarak bulundukları yerleşim yerleri dışındaki daha donanımlı hastanelerde tedavi gördükleri ve tedavilerinden sonra bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen yasal hakları olan tedavi yolluklarını alamadıkları,
Çalışan memur veya yakınları ağır hasta olup tedavi yolluğu alamadıklarından kontrollerini yapamadıkları, tedavi giderlerini karşılamak için kredi kartı kullandıkları, kredi kartı borcunu ödeyemedikleri içinde biriken borçlardan dolayı hacizli durumuna düştükleri belirlenmiştir.
İllerde muhasebe müdürlükleri, ödenek olmadığı gerekçesi ile tedavi ve geçici görev yolluklarını ödemelerinin mümkün olmadığını beyan etmektedir.
Harcırah Kanunun 4. maddesinde kurumlarca geçici bir vazife ile görevlendirilenlere harcırah verileceği, 5. maddesinde ise geçici görev yolluğu unsurları, Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğinin 3. maddesinde tedavi ve yol giderlerinden yararlanacak olanları, 26. maddesinde ise hasta memurun tedavi için bulunduğu yerden başka yere gönderilmesi halinde hangi durumlarda tedavi yolluğunun ödeneceği, Memurlar için Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğinin (sıra no:6) 2.5. yol masrafı ve gündelikler ile 2.6. eşlik etme zorunluluğu başlıklı bölümlerinde kimlere nasıl tedavi yolluğu ödeneceği belirtilmiştir.
Tedavi ve Geçici Görev yolluklarının ödenmesi için Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri ile yapılan görüşmelerde, ödenek olmadığını, Maliye Bakanlığı’nın ödenek ayırması gerektiğini belirtmişlerdi.
Bunca zaman geçmesine rağmen eğitim çalışanlarının hakkı olan geçici görev ve tedavi yollukları hala ödenmemiştir.
Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri Halil Etyemez ile Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreteri Ramazan Çakırcı, Müsteşar Muammer Yaşar Özgül ile yaptıkları görüşmede, söz konusu sıkıntıların giderilmesi yönündeki taleplerini bir defa daha yinelediler.
Özgül, bu konuda gerekeni yapacağını ifade etti.
Müsteşar Muammer Yaşar Özgül, görüşmede dile getirilen ve uzun süredir ödenmeyen geçici görev ve tedavi yollukları sorununu çözeceğini söyledi.
Üyelerden gelen yoğun şikâyetler üzerine Eğitim Bir Sen konuyu araştırarak, tespit ettiği sıkıntıları daha önce de ilgililere sundu.
Yapılan araştırma sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı birimlerde;
Eğitim çalışanlarından geçici bir vazife ile görevlendirilenlerin Mart 2008 tarihinden beri harcırahlarının ödenmediği,
Eğitim çalışanları veya birinci derece yakınlarının hastalanmaları durumunda sevk zincirine uyarak bulundukları yerleşim yerleri dışındaki daha donanımlı hastanelerde tedavi gördükleri ve tedavilerinden sonra bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen yasal hakları olan tedavi yolluklarını alamadıkları,
Çalışan memur veya yakınları ağır hasta olup tedavi yolluğu alamadıklarından kontrollerini yapamadıkları, tedavi giderlerini karşılamak için kredi kartı kullandıkları, kredi kartı borcunu ödeyemedikleri içinde biriken borçlardan dolayı hacizli durumuna düştükleri belirlenmiştir.
İllerde muhasebe müdürlükleri, ödenek olmadığı gerekçesi ile tedavi ve geçici görev yolluklarını ödemelerinin mümkün olmadığını beyan etmektedir.
Harcırah Kanunun 4. maddesinde kurumlarca geçici bir vazife ile görevlendirilenlere harcırah verileceği, 5. maddesinde ise geçici görev yolluğu unsurları, Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğinin 3. maddesinde tedavi ve yol giderlerinden yararlanacak olanları, 26. maddesinde ise hasta memurun tedavi için bulunduğu yerden başka yere gönderilmesi halinde hangi durumlarda tedavi yolluğunun ödeneceği, Memurlar için Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğinin (sıra no:6) 2.5. yol masrafı ve gündelikler ile 2.6. eşlik etme zorunluluğu başlıklı bölümlerinde kimlere nasıl tedavi yolluğu ödeneceği belirtilmiştir.
Tedavi ve Geçici Görev yolluklarının ödenmesi için Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri ile yapılan görüşmelerde, ödenek olmadığını, Maliye Bakanlığı’nın ödenek ayırması gerektiğini belirtmişlerdi.
Bunca zaman geçmesine rağmen eğitim çalışanlarının hakkı olan geçici görev ve tedavi yollukları hala ödenmemiştir.
Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri Halil Etyemez ile Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreteri Ramazan Çakırcı, Müsteşar Muammer Yaşar Özgül ile yaptıkları görüşmede, söz konusu sıkıntıların giderilmesi yönündeki taleplerini bir defa daha yinelediler.
Özgül, bu konuda gerekeni yapacağını ifade etti.
Hiç yorum yok:
Etiketler:
öğretmen,
sendika
Kayıt Tarihi:
19:25
Memur zammı katılım payına gidiyor
Türk Sağlık-Sen'in yaptığı araştırmaya göre, memur, devlet hastanelerinde her ay bir kere muayene olursa, Ocak ayında aldığı zammı, katılım payı olarak geri veriyor.
Sendikanın araştırmasında, 937 TL olan en düşük memur maaşının, Ocaktan itibaren yüzde 4 artarak 975 TL'ye yükseldiği, böylece en düşük memur maaşına 38 TL zam yapıldığı, buna göre, memurun, devlet hastanelerinde her ay bir kere muayene olduğunda yıllık 36 TL katılım payı ödeyeceği, bu durumda memurun yaklaşık bir aylık zammını katılım payı olarak devlete geri vermiş olacağı saptandı.
Memurun ödeyeceği katılım payının, eğitim ve araşt ırma hastanelerinde yılda 48 TL, üniversite hastanelerinde yılda 72 TL, özel hastanede ise yılda 120 TL'ye kadar çıkacağına yer verilen araştırmada, yaklaşık 2 Milyon 400 bin kamu çalışanının yanı sıra eşleri ve çocukları ile birlikte yaklaşık 8 milyon kişinin muayene katılım payının memur maaşlarından kesileceği tespiti yapıldı.
Muayene katılım payının devlet hastanelerinde 3 TL, eğitim ve araş tırma hastanelerinde 4 TL, üniversite hastanelerinde 6 TL, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında ise 10 TL olarak uygulandığı, 8 milyon kişinin yılda bir kez devlet hastanesinde muayene olması halinde bile devlete 24 milyon TL ödeneceği kaydedildi.
Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, "Memurdan katı lım payı alınmasıyla kamu hizmetlerinin kamu çalışanına paralı olduğu bir döneme girildi. Hükümet, verdiği zammı, başka yollardan kamu çalışanlarından tahsil ediyor. Ekonomik krizin derinleştiği ülkemizde vatandaştan kesinti yapılmasını, kamu çalışanının üstüne yük bindirilmesini anlamak mümkün değil" görüşünü ifade etti.
Sendikanın araştırmasında, 937 TL olan en düşük memur maaşının, Ocaktan itibaren yüzde 4 artarak 975 TL'ye yükseldiği, böylece en düşük memur maaşına 38 TL zam yapıldığı, buna göre, memurun, devlet hastanelerinde her ay bir kere muayene olduğunda yıllık 36 TL katılım payı ödeyeceği, bu durumda memurun yaklaşık bir aylık zammını katılım payı olarak devlete geri vermiş olacağı saptandı.
Memurun ödeyeceği katılım payının, eğitim ve araşt ırma hastanelerinde yılda 48 TL, üniversite hastanelerinde yılda 72 TL, özel hastanede ise yılda 120 TL'ye kadar çıkacağına yer verilen araştırmada, yaklaşık 2 Milyon 400 bin kamu çalışanının yanı sıra eşleri ve çocukları ile birlikte yaklaşık 8 milyon kişinin muayene katılım payının memur maaşlarından kesileceği tespiti yapıldı.
Muayene katılım payının devlet hastanelerinde 3 TL, eğitim ve araş tırma hastanelerinde 4 TL, üniversite hastanelerinde 6 TL, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında ise 10 TL olarak uygulandığı, 8 milyon kişinin yılda bir kez devlet hastanesinde muayene olması halinde bile devlete 24 milyon TL ödeneceği kaydedildi.
Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, "Memurdan katı lım payı alınmasıyla kamu hizmetlerinin kamu çalışanına paralı olduğu bir döneme girildi. Hükümet, verdiği zammı, başka yollardan kamu çalışanlarından tahsil ediyor. Ekonomik krizin derinleştiği ülkemizde vatandaştan kesinti yapılmasını, kamu çalışanının üstüne yük bindirilmesini anlamak mümkün değil" görüşünü ifade etti.
Hiç yorum yok:
Etiketler:
sendika
Kayıt Tarihi:
19:12
Damga vergisi için dava açıldı
Yaklaşık bir ay önce 4/B ve 4924 Kapsamında çalışanların hizmet sözleşmelerindeki damga vergisini personele yükleyen maddenin yürürlüğünün durdurulması ve iptali için Danıştay’a dava açan Sağlık-Sen Hukuk Bürosu, aynı gerekçelerle Aile Hekimliği ve Aile Sağlığı Elemanı Hizmet Sözleşmeleri için de yürütmeyi durdurma ve iptal davası açtı.
Aile Hekimliği ve Aile Sağlığı Elemanı Hizmet Sözleşmelerinin 12. maddelerinde yer alan“Sözleşmenin gerektirdiği damga vergisi ilgili tarafından, diğer resim, harç ve benzeri giderler kurumca karşılanır” şeklindeki düzenleme nedeniyle, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları, kamuda ve özel sektörde hiçbir personelin ödemediği bir vergi türüyle yükümlü kılınıyor.
Sendikamız Hukuk Bürosu, tarafından açılan davalarda Anayasa’nın vergi ödevi başlıklı maddesinde vergi yükümlülüğünün kanunla konulabileceğine işaret edilerek, mevcut kanunlarda sözleşmeli personelden damga vergisi alınmasına dair bir hükmün bulunmadığı belirtildi.
Dava gerekçesinde ayrıca işçilerin iş sözleşmelerinin damga vergisi kanunundan muaf tutulduğuna vurgu yapılarak, buna karşın sözleşme imzalayan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının damga vergisi ödemek durumunda bırakıldığı, bu durumun Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği de ifade edildi.
Sağlık Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar, çalışma hayatı içinde sadece sözleşmeli personelin kendilerine dayatılan hizmet sözleşmelerinden ötürü her yıl damga vergisi ödemek durumunda kaldığını belirterek, “Bu durum Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Bu hak ihlalini sona erdirmek için tüm yasal yolları kullanacağız” şeklinde konuştu.
memurlar.biz
Aile Hekimliği ve Aile Sağlığı Elemanı Hizmet Sözleşmelerinin 12. maddelerinde yer alan“Sözleşmenin gerektirdiği damga vergisi ilgili tarafından, diğer resim, harç ve benzeri giderler kurumca karşılanır” şeklindeki düzenleme nedeniyle, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları, kamuda ve özel sektörde hiçbir personelin ödemediği bir vergi türüyle yükümlü kılınıyor.
Sendikamız Hukuk Bürosu, tarafından açılan davalarda Anayasa’nın vergi ödevi başlıklı maddesinde vergi yükümlülüğünün kanunla konulabileceğine işaret edilerek, mevcut kanunlarda sözleşmeli personelden damga vergisi alınmasına dair bir hükmün bulunmadığı belirtildi.
Dava gerekçesinde ayrıca işçilerin iş sözleşmelerinin damga vergisi kanunundan muaf tutulduğuna vurgu yapılarak, buna karşın sözleşme imzalayan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının damga vergisi ödemek durumunda bırakıldığı, bu durumun Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği de ifade edildi.
Sağlık Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar, çalışma hayatı içinde sadece sözleşmeli personelin kendilerine dayatılan hizmet sözleşmelerinden ötürü her yıl damga vergisi ödemek durumunda kaldığını belirterek, “Bu durum Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Bu hak ihlalini sona erdirmek için tüm yasal yolları kullanacağız” şeklinde konuştu.
memurlar.biz
Hiç yorum yok:
Etiketler:
sendika
Kayıt Tarihi:
11:41
Sözleşmeli kadro dilekçeleri meclise gidiyor
Türk Sağlık-Sen Genel Merkezi 15 bin sözleşmeli personelin kadro talebini içeren dilekçeleri TBB Çankayaya kapısı önünde yapacağı basın açıklamasıyla birlikte TBMM'ye teslim edecek.
TBMM Çankaya Kapısı Önünde bugün saat 13: 00 de basın açıklaması yapacak olan Türk Sağlık-Sen yetkilileri daha sonra dilekçeleri TBMM'ye teslim edecekler..
TBMM Çankaya Kapısı Önünde bugün saat 13: 00 de basın açıklaması yapacak olan Türk Sağlık-Sen yetkilileri daha sonra dilekçeleri TBMM'ye teslim edecekler..
Hiç yorum yok:
Etiketler:
sendika
Kayıt Tarihi:
11:10
Ebe ve hemşirelere hukuk zaferi
Sağlık Sen'in vekil ebe-hemşirelerin döner sermaye alabilmesinin yolunu açan hukuk zaferinin ardından davası sonuçlanan ilk vekil ebe döner sermayesine kavuştu.
Sağlık Sen'in Hukuk Bürosu avukatları; yaklaşık 150 vekil ebe ve hemşire için, 2008 yılı Eylül ayında dava açmıştı. Mahkeme 2 Aralık 2008 tarihinde verdiği kararında, gerek 209 Sayılı Döner Sermaye Kanununda, gerekse döner sermaye ek ödeme yönetmeliğinde vekil ebe ve hemşirelere ek ödeme yapılmasını kısıtlayan bir hüküm olmadığına vurgu yapmıştı. Ayrıca 657 Sayılı Kanununun175.Maddesinde belirtilen “Açıktan vekil olarak atananların memurlara tanınan haklardan yararlanır” hükmüne de atıf yapılan Mahkeme kararında, “vekil ebe ve hemşireler de memurlar gibi döner sermaye ek ödemesinden yararlandırılmalıdır” denilmişti.
HAYIRLI OLSUN
Sağlık Sen'in Genel Başkanı Mahmut Kaçar konuyla ilgili yaptığı açıklamada, mahkeme kararının ardından vekil ebenin ilk döner sermayesini almış olmasından duydukları memnuniyeti ifade ederek şunları söyledi:
“Vekil ebe ve hemşireler sağlık hizmetleri sınıfının en mağdur kesimini oluşturmaktadır Bir çok özlük hakkından yararlanamadıkları gibi döner sermaye ek ödemesi de alamıyorlardı. Sendikamızın verdiği hukuk mücadelesi sonunda elde edilen bu kazanım, hizmet sendikacılığı anlayışıyla sağlık çalışanlarının sorunlarına odaklanan Sağlık-Sen için gurur verici bir gelişmedir. Tüm vekil ebe ve hemşirelere hayırlı olsun”
Sağlık Sen'in Hukuk Bürosu avukatları; yaklaşık 150 vekil ebe ve hemşire için, 2008 yılı Eylül ayında dava açmıştı. Mahkeme 2 Aralık 2008 tarihinde verdiği kararında, gerek 209 Sayılı Döner Sermaye Kanununda, gerekse döner sermaye ek ödeme yönetmeliğinde vekil ebe ve hemşirelere ek ödeme yapılmasını kısıtlayan bir hüküm olmadığına vurgu yapmıştı. Ayrıca 657 Sayılı Kanununun175.Maddesinde belirtilen “Açıktan vekil olarak atananların memurlara tanınan haklardan yararlanır” hükmüne de atıf yapılan Mahkeme kararında, “vekil ebe ve hemşireler de memurlar gibi döner sermaye ek ödemesinden yararlandırılmalıdır” denilmişti.
HAYIRLI OLSUN
Sağlık Sen'in Genel Başkanı Mahmut Kaçar konuyla ilgili yaptığı açıklamada, mahkeme kararının ardından vekil ebenin ilk döner sermayesini almış olmasından duydukları memnuniyeti ifade ederek şunları söyledi:
“Vekil ebe ve hemşireler sağlık hizmetleri sınıfının en mağdur kesimini oluşturmaktadır Bir çok özlük hakkından yararlanamadıkları gibi döner sermaye ek ödemesi de alamıyorlardı. Sendikamızın verdiği hukuk mücadelesi sonunda elde edilen bu kazanım, hizmet sendikacılığı anlayışıyla sağlık çalışanlarının sorunlarına odaklanan Sağlık-Sen için gurur verici bir gelişmedir. Tüm vekil ebe ve hemşirelere hayırlı olsun”
Hiç yorum yok:
Etiketler:
sendika
Kayıt Tarihi:
14:22
Çiğli belediyesi çalışanlarına %25 zam
Çiğli Belediyesi ile Genel İş Sendikası arasında, Kafesan şirketinde çalışan 610 işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesi görüşmeleri anlaşmayla neticelendi. Buna göre, işçi maaşları yüzde 25 artarken, ücretlere ikinci yıl TEFE ve TÜFE oranlarında 2 puan fazla zam yapılacak.
Düzenlenen imza törenine, işçilerle birlikte birçok sendikanın yöneticileri, belediye meclis üyeleri ve siyasiler katıldı. Çiğli Belediye Başkanı Ensari Bulut ile Genel-İş Sendikası Toplu İş Sözleşmesi Daire Başkanı İsmail Özhamarat ve 5 Nolu Şube Başkanı Mehmet Çınar'ın imzaladığı sözleşmeyle, işçi maaşları yüzde 25 arttı. İkinci yıl ise TEFE ve TÜFE oranlarında 2 puan fazla zam yapılacak. Ayrıca, 80 lira yol ve 120 lira yemek yardımının eklendiği maaş aralığı, 997 ile bin 500 lira olarak belirlendi. İki haftalık ihbar süresi 14 haftaya çıkarılırken, işçilere yılda iki defa ikramiye ve üç defa gıda yardımı verilmesi öngörülüyor.
Genel İş Şube Başkanı Çınar, açıklamasında, Kafesan'ın İzmir'de en iyi şartlarda sözleşme imzalayan belediye şirketi olduğunu söyledi. Başkan Bulut ise işçilerin hak ettikleri ücrete kavuşmasını sağladıklarını belirterek, Kafesan'ın yeniden faaliyete girmesinden işçi adına büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Bulut, "Kafesan şirketini iflas sürecinden kurtardık. Bu süreçte işçilerimiz taşeron firmada çalışıyordu. Onları yeniden belediye şirketi Kafesan çatısı altında görmekten ve toplu sözleşme imzalamaktan mutluluk duyuyorum." şeklinde konuştu. Törenin ardından işçiler, davul zurna eşliğinde halay çekti. (CİHAN)
Düzenlenen imza törenine, işçilerle birlikte birçok sendikanın yöneticileri, belediye meclis üyeleri ve siyasiler katıldı. Çiğli Belediye Başkanı Ensari Bulut ile Genel-İş Sendikası Toplu İş Sözleşmesi Daire Başkanı İsmail Özhamarat ve 5 Nolu Şube Başkanı Mehmet Çınar'ın imzaladığı sözleşmeyle, işçi maaşları yüzde 25 arttı. İkinci yıl ise TEFE ve TÜFE oranlarında 2 puan fazla zam yapılacak. Ayrıca, 80 lira yol ve 120 lira yemek yardımının eklendiği maaş aralığı, 997 ile bin 500 lira olarak belirlendi. İki haftalık ihbar süresi 14 haftaya çıkarılırken, işçilere yılda iki defa ikramiye ve üç defa gıda yardımı verilmesi öngörülüyor.
Genel İş Şube Başkanı Çınar, açıklamasında, Kafesan'ın İzmir'de en iyi şartlarda sözleşme imzalayan belediye şirketi olduğunu söyledi. Başkan Bulut ise işçilerin hak ettikleri ücrete kavuşmasını sağladıklarını belirterek, Kafesan'ın yeniden faaliyete girmesinden işçi adına büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Bulut, "Kafesan şirketini iflas sürecinden kurtardık. Bu süreçte işçilerimiz taşeron firmada çalışıyordu. Onları yeniden belediye şirketi Kafesan çatısı altında görmekten ve toplu sözleşme imzalamaktan mutluluk duyuyorum." şeklinde konuştu. Törenin ardından işçiler, davul zurna eşliğinde halay çekti. (CİHAN)
Kayıt Tarihi:
11:48
GELİR UZMANLIĞI İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Büro Memur Sen' Sorunun çözümü için aşağıdaki tekliflerde bulundu
1-) 2006 ve 2007 yıllarında yapılan sınavlarda 70 ve üzeri puan alıp atanamayan tüm çalışanların atanabilmesi için; TBMM’de 1/676 Esas Numarası ile gündeme alınan İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı metnine, 5345 sayılı GİB Teşkilat ve Görevleri Hk. Kanunun Geçici 3. maddesinde gerekli değişiklik eklenmesi,
2-) Anılan kanunla, 5345 sayılı GİB Teşkilat ve Görevleri Hk. Kanunun 29. maddesi üçüncü fıkrasında yapılması öngörülen değişiklik metnindeki, öğrenim alanı şartından vazgeçilmeli, 2 yıllık mezunların da bir defaya mahsus olmak üzere Gelir Uzman Yardımcısı olarak atanabilmeleri için gerekli yasal düzenlemeyi sağlaması, gerekmektedir.
3-) Başkanlık 5345 sayılı GİB Teşkilat ve Görevleri Hk. Kanunda öngörülen 5 yıl ve 3 sınav hakkı yönündeki düzenlemeyi değiştirerek ihtiyaç duydukça sınav açmaya devam etmelidir.
Kayıt Tarihi:
23:13
Emeklilere destek ödemesi istemi
Türkiye İşçi Emeklileri Derneği (TİED) Genel Başkanı Kazım Ergün, ekonomik krizin en çok işsizleri ve emeklileri vurduğunu belirterek, krizin etkisini hafifletebilmek için bir defaya mahsus her emekliye 300 TL, evinde işsiz çocuğu olan her emekliye de 500 TL sosyal destek ödemesi istediklerini bildirdi.
Kayıt Tarihi:
13:00
Kısa çalışma ödeneği 6 ay uzasın
Küresel kriz nedeniyle işsizliğin önüne geçmek için alınan önlemlerden kısa çalışma ödeneğinin süresinin 6 ay daha uzatılması için Bakanlar Kurulu’na yetki verildi.
İşsizlik sigortası kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik içeren tasarının birinci bölümünde yer alan 9 maddesi kabul edildi. Görüşmelerde AKP iki maddeyi önergeyle değiştirdi. 6 ay olan kısa çalışma ödeneğinin süresinin 6 ay daha uzatılması için Bakanlar Kurulu’na yetki verilen önergeye göre Bakanlar Kurulu’nun vereceği 6 aylık uzatma süresi işsizlik ödeneği süresinden düşürülecek.
Kabul edilen başka bir öngergeyle sağlık hizmeti sunucuları, sundukları hizmetlere ilişkin bir ay içinde düzenledikleri fatura ve ekindeki belgeleri, izleyen ayın 15’ine kadar Sosyal Güvenlik Kurumu’na teslim edecekler. Fatura bedelinin tamamı, fatura teslim tarihinden itibaren 60 gün içinde sağlık hizmeti sunucularına avans olarak ödenecek. Fatura ve ekindeki belgeler üzerindeki incelemeler, teslim tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde tamamlanarak, avans hesabı kapatılacak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, yetkili sendikanın belirlenmesinde ve istatistiklerin düzenlenmesinde, gönderilen üyelik ve istifa bildirimleri ile SGK’ya yapılan işçi bildirimlerini esas alacak. Böylece çoğunluk tespiti yapılan bildirimler üzerinden yapılacak.
İller gruplandırılacak
Ekonomik kalkınmanın hızlandırılması, istihdamın artırılması ve bölgeler arası gelişmişlik düzeyi farkının en aza indirilmesi ve sektörel olarak da kümelenme olgusunun öne çıkartılarak yatırımların teşvik edilmesine yönelik indirimli kurumlar vergisi oranı uygulamasına imkan tanınacak. Bakanlar Kurulu, istatistiki bölge birimleri sınıflandırması ile kişi başına düşen milli gelir ve sosya-ekonomik gelişmişlik düzeyini dikkate alarak illeri gruplandırmaya ve gruplar itibariyle teşvik edilecek sektörleri ve bunlara ilişkin yatırım, istihdam büyüklüklerini belirlemeye yetkili olacak.
Çelik: İşsizlik Fonu’ndan 244 bin kişi yararlanıyor
ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Ocak ayı sonu itibariyle 244 bin kişinin işsizlik sigortası ödeneği aldığını söyledi. 39 milyar 358 milyon liralık kaynağı olan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan bugüne kadar 1 milyon 359 bin kişinin istifade ettiğini belirten Çelik, İstanbul’un 119 bin kişiyle işsizlik sigortası ödeneği alan illerin başında geldiğini bildirdi. Çelik, TBMM Genel Kurulu’nda İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarının görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Küresel krizin dünyada istihdama ve üretime dönük çok ciddi tahribatı bulunduğunu anlatan Çelik, "Türkiye, gerek istihdam, gerekse üretim açısından krizden mutlak etkilenmektedir. Ama 5-6 yıllık istikrarlı programların uygulanması neticesinde, bu süreçten biz en az zararla çıkma çabasını gösteriyoruz" dedi.
İşsizlik sigortası kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik içeren tasarının birinci bölümünde yer alan 9 maddesi kabul edildi. Görüşmelerde AKP iki maddeyi önergeyle değiştirdi. 6 ay olan kısa çalışma ödeneğinin süresinin 6 ay daha uzatılması için Bakanlar Kurulu’na yetki verilen önergeye göre Bakanlar Kurulu’nun vereceği 6 aylık uzatma süresi işsizlik ödeneği süresinden düşürülecek.
Kabul edilen başka bir öngergeyle sağlık hizmeti sunucuları, sundukları hizmetlere ilişkin bir ay içinde düzenledikleri fatura ve ekindeki belgeleri, izleyen ayın 15’ine kadar Sosyal Güvenlik Kurumu’na teslim edecekler. Fatura bedelinin tamamı, fatura teslim tarihinden itibaren 60 gün içinde sağlık hizmeti sunucularına avans olarak ödenecek. Fatura ve ekindeki belgeler üzerindeki incelemeler, teslim tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde tamamlanarak, avans hesabı kapatılacak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, yetkili sendikanın belirlenmesinde ve istatistiklerin düzenlenmesinde, gönderilen üyelik ve istifa bildirimleri ile SGK’ya yapılan işçi bildirimlerini esas alacak. Böylece çoğunluk tespiti yapılan bildirimler üzerinden yapılacak.
İller gruplandırılacak
Ekonomik kalkınmanın hızlandırılması, istihdamın artırılması ve bölgeler arası gelişmişlik düzeyi farkının en aza indirilmesi ve sektörel olarak da kümelenme olgusunun öne çıkartılarak yatırımların teşvik edilmesine yönelik indirimli kurumlar vergisi oranı uygulamasına imkan tanınacak. Bakanlar Kurulu, istatistiki bölge birimleri sınıflandırması ile kişi başına düşen milli gelir ve sosya-ekonomik gelişmişlik düzeyini dikkate alarak illeri gruplandırmaya ve gruplar itibariyle teşvik edilecek sektörleri ve bunlara ilişkin yatırım, istihdam büyüklüklerini belirlemeye yetkili olacak.
Çelik: İşsizlik Fonu’ndan 244 bin kişi yararlanıyor
ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Ocak ayı sonu itibariyle 244 bin kişinin işsizlik sigortası ödeneği aldığını söyledi. 39 milyar 358 milyon liralık kaynağı olan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan bugüne kadar 1 milyon 359 bin kişinin istifade ettiğini belirten Çelik, İstanbul’un 119 bin kişiyle işsizlik sigortası ödeneği alan illerin başında geldiğini bildirdi. Çelik, TBMM Genel Kurulu’nda İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarının görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Küresel krizin dünyada istihdama ve üretime dönük çok ciddi tahribatı bulunduğunu anlatan Çelik, "Türkiye, gerek istihdam, gerekse üretim açısından krizden mutlak etkilenmektedir. Ama 5-6 yıllık istikrarlı programların uygulanması neticesinde, bu süreçten biz en az zararla çıkma çabasını gösteriyoruz" dedi.
Kayıt Tarihi:
09:54
Gerçek işsizlik %20
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, kasım 2007-kasım 2008 dönemleri arasında işsizlerin toplam sayısındaki artışın 939 bin, işsizlik oranının ise yüzde 20.1 olduğunu belirterek, işsizliğin gerçek boyutlarının gizlendiğini ileri sürdü.
TÜİK’in açıklamasının bir yıllık veri olarak değil, krizin üç aylık etkisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çelebi, Kasım 2007-Kasım 2008 dönemleri arasında işsiz sayısının 939 bin arttığını belirtti. Çalışma çağına giren (15 yaşını aşan), emek piyasasına yeni dahil olan kişi sayısının 757 bin kişi arttığını kaydeden Çelebi, "İstihdam edilen kişi sayısına 448 bin kişi eklendi. Buna karşılık işsiz sayısındaki artış 645 bin. Yani TÜİK’e göre 2008’de işsizler ordusuna 645 bin katıldı. Böylece resmi işsizlik oranı 2007’de yüzde 10.1 iken 2008’de yüzde 12.3 oldu. Genç nüfustaki işsizlik oranı ise 2007’de yüzde 20’ken, 2008’de yüzde 24 oldu. TÜİK, işsiz olduğu halde iş aramayanları ve yılda birkaç ay çalışıp yılın büyük kısmını işsiz olarak geçirenleri, işsiz olarak kabul etmiyor."
TÜİK’in açıklamasının bir yıllık veri olarak değil, krizin üç aylık etkisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çelebi, Kasım 2007-Kasım 2008 dönemleri arasında işsiz sayısının 939 bin arttığını belirtti. Çalışma çağına giren (15 yaşını aşan), emek piyasasına yeni dahil olan kişi sayısının 757 bin kişi arttığını kaydeden Çelebi, "İstihdam edilen kişi sayısına 448 bin kişi eklendi. Buna karşılık işsiz sayısındaki artış 645 bin. Yani TÜİK’e göre 2008’de işsizler ordusuna 645 bin katıldı. Böylece resmi işsizlik oranı 2007’de yüzde 10.1 iken 2008’de yüzde 12.3 oldu. Genç nüfustaki işsizlik oranı ise 2007’de yüzde 20’ken, 2008’de yüzde 24 oldu. TÜİK, işsiz olduğu halde iş aramayanları ve yılda birkaç ay çalışıp yılın büyük kısmını işsiz olarak geçirenleri, işsiz olarak kabul etmiyor."
Hiç yorum yok:
Etiketler:
sendika
Kayıt Tarihi:
09:51
Matematik öğretmenlerinin iş güçlüğü zammı
Türk Eğitim Sen tarafından, matematik öğretmenlerine İş güçlüğü, Temininde Güçlük Zammı ödemelerinin yapılıp yapılmadığı hususunda tereddüde düşülmesinden bahisle Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bilgi talep edilmişti.
Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü gönderdiği cevabi yazıda, matematik dersi öğretmenlerine Temininde güçlük zammı ödemesinin yapılmadığını belirtmiştir. Ancak 05.02.2009 tarih ve 7493 sayılı yazı ile 05.05.2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararındaki I sayılı cetvelin (D) Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Bölümü Not A ve B’de geçen “Fen grubuna dâhil ders öğretmenlerine ibaresi “Matematik ve Fen Grubuna dâhil ders öğretmenlerine olarak” değiştirilmesi için Maliye Bakanlığına teklif yazısı göndereceklerini açıklamışlardır.
Türk Eğitim Sen, matematik öğretmenlerinin aleyhine olan Temininde güçlük zammı ödemeleri düzenlemesinin düzeltilmesi için gönderdiği yazının karşılığında, Bakanlığı yeni bir düzenleme yapmaya sevk etmiştir.
MEB'e Yazdığımız Yazı İçin Tıklayınız
MEB'in Cevabi Yazısı İçin Tıklayınız
Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü gönderdiği cevabi yazıda, matematik dersi öğretmenlerine Temininde güçlük zammı ödemesinin yapılmadığını belirtmiştir. Ancak 05.02.2009 tarih ve 7493 sayılı yazı ile 05.05.2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararındaki I sayılı cetvelin (D) Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Bölümü Not A ve B’de geçen “Fen grubuna dâhil ders öğretmenlerine ibaresi “Matematik ve Fen Grubuna dâhil ders öğretmenlerine olarak” değiştirilmesi için Maliye Bakanlığına teklif yazısı göndereceklerini açıklamışlardır.
Türk Eğitim Sen, matematik öğretmenlerinin aleyhine olan Temininde güçlük zammı ödemeleri düzenlemesinin düzeltilmesi için gönderdiği yazının karşılığında, Bakanlığı yeni bir düzenleme yapmaya sevk etmiştir.
MEB'e Yazdığımız Yazı İçin Tıklayınız
MEB'in Cevabi Yazısı İçin Tıklayınız
Hiç yorum yok:
Etiketler:
öğretmen,
sendika
Kayıt Tarihi:
00:48
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)