2011 yılının ilk 2 ayının geride kalırken, bu dönemde üretim ve ihracat rakamlarındaysa kriz öncesi düzeyin yakalandığına dikkat çeken Aşut, işsizliğin uzun bir süre daha önemli bir sorun olarak öne çıkacak olmasına rağmen, istihdamdaki artışın yanı sıra ekonomik büyümenin tahminlerin üzerinde çıkması gibi durumların, sadece iş dünyasına değil, aynı zamanda da ekonomi ve siyasette de tutarlı bir gelişme bekleyen ülke insanına da umut verdiğini vurguladı. TÜİK tarafından yüzde 11.9 olarak açıklananişsizlik oranının hala yüksek olmasına karşın söz konusu oranda bir düşüş yaşandığını kaydeden Aşut, krizin istihdama vurduğu darbeden geri dönüş sürecinin de başladığına işaret etti.
"İŞSİZLİĞİN ÖNÜNE GEÇİLMESİ İÇİN YAPISAL TEDBİRLERE HIZ VERİLMELİ"
2010 yılında toplam bir milyon 317 bin yeni istihdam sağlandığını hatırlatan Aşut, Bu, Türk özel sektörünün bir başarısıdır. Burada önemli iki etken görüyoruz. Birincisi; beklenenden yüksek çıkan büyüme rakamları, ikincisi ise iş gücü piyasaları ile ilgili alınan tedbirler. Ancak, işsizlik rakamları büyüme rakamlarıyla orantılı gitmiyor. Sadece yüksek büyüme rakamları ile işsizliği geriye çekemeyiz. Eğer işsizliği tek haneli rakamlara indirmek istiyorsak yapısal tedbirlere hız verilmeli" dedi.
Türkiye'de yapılması gereken köklü yapısal tedbirlerle ilgili olarak bilgiler de veren Aşut, iş gücü piyasalarının esnek olması, sektörler arası kolay hareket edilebilir bir iş piyasası oluşturulması, istihdam politikalarıyla sosyal politikaların örtüşmesi, sosyal yardımların da insanları
çalışmaktan uzak tutmaması ve işsizliği de arttıracak bir yapıda olmaması gerektiğini vurguladı.
"DURMAK, BEKLEMEK VE ŞİKAYET ETMEK GİBİ BİR LÜKSÜMÜZ YOK"
Eğitim politikalarıyla iş gücü piyasalarının mutlaka örtüşmesi gerektiğinin altının çizen Aşut, nitelikli, reel sektörün talep ettiği vasıfta insan gücü yetiştirilmesi, dezavantajlı gruplar olarak öne çıkan genç, kadın ve engellilere 'pozitif ayrımcılık' yapılarak avantaj sağlanması gerektiğini savundu. Şerafettin Aşut, "2011 yılının henüz başındayız. Şimdiden tahminlerde bulunmak kehanet olur. Ancak, olumlu başlayan göstergeler bizi sevindiriyor. Sıkıntılarımızın anahtarı yıllardır şikayetçi olduğumuz
palyatif ve günübirlik çözümler değil, daha kalıcı ve köklü bir çözüm felsefesi olan yapısal reformların hayata geçirilmesidir. Sadece büyüyerek işsizliği azaltamayız. İş gücü ile ilgili reformlara odaklanmalıyız. Seçim süreci bunlara engel olmamalıdır. Ülke olarak kaybedecek zamanımız yok. Avrupa ve Amerika'nın 50 yıl önce yaptığı şeyleri biz daha yeni yapıyoruz. Bu açığı ancak onlardan on kat daha fazla çalışarak kapatabiliriz. Durmak, beklemek, şikayet etmek gibi bir lüksümüz yok" diye konuştu.
"ÇITAMIZ YUKARIDA OLMAZSA BİR HEDEFİMİZ DE OLMAZ"
Son açıklanan TÜİK verilerinin, en zengin ve en fakir arasındaki uçurumun da arttığını ortaya koyduğunu belirten Aşut, Türkiye'nin birçok ülkeye göre daha iyi durumda olabileceğini ancak söz konusu kıyaslamanınsa Türkiye'den daha iyi olan ülkelerle yapılması uyarısında bulundu. "Çıtamız yukarıda olmazsa bir hedefimiz olmaz" diyen Aşut, üretimde, ihracatta, büyüme rakamları ve istihdamda olumlu gelişmeler yaşanırken, bunun yanında cari açık konusununsa canlarını sıktığını anlattı. Cari açığın yüzde 70'ini
enerji ithalatı bir başka ifadeyle de petrol ve doğalgazın oluşturduğu bilgisini veren Aşut, son zamanlarda Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da yaşananların petrolde bir risk artışı olarak piyasalara yansıdığını dile getirdi. Tunus, Libya ve Mısır'ın, Türkiye'nin toplam ihracatındaki payının yüzde 4 olduğunu, yaklaşık yüzde 5'lik bir oranı da Ortadoğu ülkelerinin oluşturduğunu belirten Aşut, şu anda Türkiye'nin sorunlu olan bölgelere olan ihracatının yüzde 10 olduğunu hatırlattı.
"TEDBİR ALINMALI AMA BİR FELAKET TELLALIĞINA GEREK YOK"
Söz konusu bölgelere olan ihracatta bir takım sıkıntılar olduğunu ancak bunun telafi edilemeyecek bir oran da olmadığını ifade eden Aşut, "Tedbirler alınmalı ama bir felaket tellallığına gerek yok. İş dünyası olarak bu ülkelerle irtibatımızı asla kesmedik. Bu ülkelerden çıkmak gibi bir niyetimiz de yok. Mutlaka bu süreç aşılacak, kardeş ülkelere huzur gelecektir. Esas sıkıntı petrol fiyatlarının nereye gideceğidir. Her ne kadar kriz sonrası artan talebin de etkisi olsa da esas sorun jeopolitiktir. Bu
ülkelerin neredeyse tamamı sorunlu ülkelerdir. Petrol fiyatı 80 dolar. 100 dolar olursa enflasyon 2 puan artar. Cari açık ise 8 milyar dolar artar. Yani, petroldeki artış hem enflasyonu, hem de cari açığı etkiliyor. Tüm olumlu gelişmeler, beklentiler ve olası sıkıntılarıyla 2011 hesabın en zor yapıldığı bir yıl olacak. Deprem olur biter ama artçı sarsıntılar devam eder. Evet, kriz bitti ama etkileri devam edecektir. İş dünyası olarak ayağımızı yorganımıza göre uzatmalıyız" ifadesini kullandı.
"İŞ DÜNYASI OLARAK 'AĞLAYAN ADAM' DEĞİLİZ"
İş dünyası olarak 'ağlayan adam' olmadıklarını uyarısında bulunan Şerafettin Aşut, bu noktada da iş dünyasının temsilcileri olarak, küçük esnafından KOBİ'lere, tüccarından sanayicisine kadar durmak gibi bir lükslerinin de olmadığını söyledi. Aşut, açıklamasını da şöyle sürdürdü; "Girişimci sayımızı arttırarak, üretim teknolojilerimizi yenileyerek, personelimizi eğiterek, markalaşarak, dünya standartlarında firmalara sahip olarak, Ar-Ge ve yenilikçilikle rekabeti sağlayarak ayakta duracağız, büyüyeceğiz.
Yeter ki, uluslararası alanda makro düzeydeki sorunlarımızda devletimiz yanımızda olsun. Kısıtlı imkanlarla bile bu ülke bugün dünyanın 16, Avrupa'nın ise 6. büyük ekonomisi olmuşsa bu çabalarla ilk 10 içerisine girmeye adaydır. Kentimize, ülkemize ve milletimize olan inancımız tamdır."
Bu ilan isbasvurusu.org sitesinden yayınlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınızı ve Düşüncelerinizi bizimle paylaşın.