Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, asgari ücretin sefalet ücretine dönüştüğünü belirterek, "Hükümet memur ve emeklileri uyguladığı ekonomik politikalarla sefalete mahkum etmişti. Asgari ücretlileri de gözden çıkararak, yoksulluğa ve çaresizliğe mahkum etmiştir" dedi.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından oy çokluğuyla kabul edilen, ilk ay 4.7 ikinci altı ay 5.1 artışı öngören ve 630 lira olarak kararlaştırılan ücretle ilgili değerlendirmelerde bulunan Yokuş, yapılan artışın asgari ücretlinin yüzünü güldürmediğini ifade etti. Her fırsatta kişi başına düşen milli gelirin 15 milyon dolar olduğunu ifade eden hükümetin asgari ücretliye öngördüğü 630 TL'lik sefalet ücreti nasıl izah edileceğini beklediklerinin kaydeden Yokuş, "Hükümet memur ve emeklileri uyguladığı
ekonomik politikalarla sefalete mahkum etmişti. Asgari ücretlileri de gözden çıkararak, yoksulluğa ve çaresizliğe mahkum etmiştir. Merak ediyor ve soruyoruz, kişi başına 15 bin dolarlık Milli Geliri ülkemizde kim paylaşıyor? Dile getirilen, memurun, emeklinin, işçinin maaşına yansımadığı gibi asgari ücretlinin de maaşına yansımamıştır. O halde bu kişi başına düşen 15 bin dolarlık Milli Gelir'den kimler pay almaktadır ve ya gerçekten kişi başına düşen Milli Gelir 15 bin dolar mıdır?" dedi.
Yaklaşık 5 milyon asgari ücretliye reva görülen 630 liralık sefalet ücretinin kabul edilemez olduğunu kaydeden Yokuş, "Kayıt dışı istihdamının önlemesi için siyasi iktidar tarafından alınan sözüm ona tedbirler, bu kadar düşük ücretlerle ve asgari ücretten alınan vergiler kaldırılmadığı sürece hiçbir işe yaramayacaktır. Her dönemde asgari ücretin vergi dışı kalması ve sigorta primlerinin makul seviyeye indirilmesi siyasilerimizce dillendirilir. Muhalefetteyken bunu savunanlar, iktidara gelince sözlerini
unutmuşlardır" dedi.
"Gerçek manada asgari ücretliyi düşünen bir siyasi iktidar bugüne kadar iş başına gelmiş olsaydı bir işçinin, işverene maliyetli 924 TL olmazdı" diyen Yokuş, "Bilindiği gibi bu tutarın içinden devlet; sigorta primi, vergi ve işsizlik sigortası adı altında 324 TL almazdı. Bu yük nedeniyle; on milyonu aşkın insanımız kayıt dışı çalışmak zorunda kalarak, güvencesiz kölelik ücretine teslim olmazdı. İşverenimizde kayıt dışı çalıştırmaya yönelmezdi. Ülkemizde, sayıları 10,5 milyonu bulan kayıt dışı çalışan
asgari ücretli sayısı bundan böyle daha da artarak devam edecektir. Hükümetin, yanlış politikaları neticesi kayıt dışı istihdam daha da yoğunlaşacaktır. Bilindiği üzere, Türkiye Kamu-Sen'in yapmış olduğu araştırmaların Eylül ayı verilerine göre bin 144 lira olan yoksulluk sınırının üzerinde, bin 200 lira olarak belirlenmesini talep etmiştik. Ancak, belirlenen 2011 yılı asgari ücreti bırakınız Türkiye Kamu-Sen'in yoksulluk sınırı rakamlarını, devletin resmi kurumu olan TÜİK'in 900 lira olarak açıklamış
olduğu açlık sınırı rakamının da oldukça altında kalmıştır" dedi.
Asgari ücretin belirlenme safhasının, kamuoyunun ve medyanın ilgisinden uzak tutulduğuna işaret eden Yokuş, "Çay-simit hesaplarıyla milyonlarca asgari ücretinin yaşadığı dram sulandırılmış, verilen ücretle temel ihtiyaçların nasıl karşılanacağına dair sorgulama konusunda sessiz kalınmıştır. Bu sessizliğin nedeni, işsizliktir. Ülkemizde her üç gencimizden birisi işsizdir. 2.5 milyon insanımız iş bulma umudunu kaybetmiş ve iş aramaktan vazgeçmiştir. 'Yeter ki iş olsun, asgari ücrete hatta daha azına
razıyım' diyen milyonlarca insanımız vardır" dedi.
Yokuş, siyasi iktidarın uyguladığı ekonomik politikalarla arttırdığı işsizleri kölelik ücretine razı hale getirdiğini, şimdi bu düşkünlük ve çaresizlikten cesaret alarak "Bölgesel Asgari Ücret" dediğini ve emek sömürüsünü daha bir acımasızca sürdürmek istediğini söyledi.
Bu ilan isbasvurusu.org sitesinden yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınızı ve Düşüncelerinizi bizimle paylaşın.