Öğretmen maaşları

 Kriz süresinde öğretmen maaşlarının seyri:
Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç ın açıklaması.

Bilindiği gibi bir yılı aşkın bir süredir, dünya ekonomisi ciddi bir durgunluk sürecine girmiştir. Durgunluk, kimi ülkelerde daha derinden ve etkili, kimi ülkelerde daha az etkili olan bir seyir izlemiştir. Türkiye’de krizin etkileri, 2008 yılının Ağustos ayından itibaren etkisini hissettirmeye başlamış ve o tarihten itibaren hemen hemen tüm ekonomik göstergeler negatif yönde gelişme göstermiştir. Elbette ne dünyada ne de Türkiye’de henüz bilinen anlamda bir çöküntü aşamasına gelinmiş değildir. Ancak ekonomide yaşanan durgunluğun yayılması ve krizin etkisini arttırarak derinleşmeye devam etmesi, toplumun tüm kesimlerini olduğu gibi, eğitim ve bilim işkolunda çalışan yüz binlerce emekçiyi de olumsuz etkilemiştir. 

Ağustos ayından bu yana genel olarak işten atmaları yoğunlaşması, işsizliğin artması gibi sonuçların en somut sonucu yoksulluk artışı ve yoksulluğun yaygınlaşması olmuştur. Kriz sürecinde fiyat artışları, halkın satın alım gücündeki kayba bağlı olarak sınırlı kalmış, bu nedenle enflasyon rakamları geçtiğimiz yılın son aylarından itibaren (talep yetersizliğinden dolayı) düşmeye başlamıştır. Bu nedenle 2008 yılı sonunda açıklanan enflasyon rakamlarının sokaktaki gerçekliği tam olarak yansıttığını söylemek mümkün değildir.

Eğitim Sen Genel Merkezi tarafından kriz sürecinin başlangıcı olarak ifade edilen Ağustos 2008’den, içinde bulunduğumuz Şubat 2009 tarihine kadar maaşlarda ve bazı temel göstergelerde meydana gelen değişiklikler karşılaştırılarak bir değerlendirme yapılmıştır. Aradan geçen altı ay içinde, eğitim ve bilim emekçilerinin reel kayıplarının hangi boyutlara ulaştığı aşağıdaki tabloda görülmektedir.

Tablo : Kriz Sürecinde Eğitim ve Bilim Emekçilerinin Gelir Durumunun Çeşitli

Kalemler Bazında Yaşadığı Değişim

Kalemler Bazında Yaşadığı Değişim
Tarih
Derece
Maaşı
ABD Doları Cinsinden
Cumhuriyet Altını Cinsinden
(Adet)
Çeyrek Altın Cinsinden
(Adet)
Ağustos 2008
1.171 YTL
976 $
5,2
21,4
Öğretmen (1/4)
1.434 YTL
1.195 $
6,1
25,1
Arş. Gör. (7/1)
1.382 YTL
1.151 $
5,9
24,2
Hizmetli (13/3)
1.016 YTL
846 $
4,3
17,8
6 ay sonra
6 ay sonra
6 ay sonra
6 ay sonra
6 ay sonra
Şubat 2009
Öğretmen (9/1)
1.246 TL
769 $
3,9
15,5
Öğretmen (1/4)
1.612 TL
995 $
4,7
20,1
Arş. Gör. (7/1)
1.618 TL
998 $
4,8
20,2
Hizmetli (13/3)
1.167 TL
720 $
3,4
14,6
 
     Ağustos 2008; 1 ABD Doları (ortalama): 1,20 YTL; 1 Cumhuriyet Altını: 234 YTL; 1 Çeyrek Altın: 57 YTL.
    Şubat 2009; 1 ABD Doları (ortalama): 1,62 TL; 1 Cumhuriyet Altını: 340 TL; 1 Çeyrek Altın: 80 TL.

Tablodan da görüldüğü gibi, geçtiğimiz altın ay içinde eğitim ve bilim emekçilerinin gelirleri, yaşanan fiili devalüasyon nedeniyle önemli sayılabilecek oranlarda erime yaşamıştır. Ağustos ayında 9. derecenin 1. kademesindeki bir öğretmen maaşı 976 ABD doları iken, Şubat 2009’daki “zamlı”  maaşının dolar karşılığı 769 ABD doları olmuştur. Aradan geçen 6 ay içinde bu öğretmenimizin maaşı dolar cinsinden 207 ABD doları azalmıştır. Aynı öğretmen Ağustos 2008’de maaşıyla 5,2 Cumhuriyet altını ya da 21,4 çeyrek altın alabiliyorken, Şubat 2009’da sadece 3,9 Cumhuriyet altını ya da 15,5 çeyrek altın alabilmektedir.

Ağustos ayında 1.434 YTL maaş alan 1’inci derecenin 4. kademesindeki bir öğretmenin maaşı dolar bazında 1.195 ABD dolarına tekabül ediyorken, Şubat 2009’da aynı öğretmenimizin “zamlı” maaşının dolar karşılığı 995 ABD doları olmuş, maaşı altı ay öncesine göre dolar cinsinden 200 ABD doları azalmıştır. Ağustos ayında maaşıyla 6,1 Cumhuriyet altını ya da 25,1 çeyrek altın alabilen bu öğretmenimiz, bugün maaşıyla ancak 4,7 Cumhuriyet altını ya da 20,1 çeyrek altın alabilmektedir.

Kriz sürecinin olumsuz etkileri benzer bir şekilde araştırma görevlileri için de söz konusudur. Ağustos ayında 1.382 YTL alan bir üniversite araştırma görevlisi dolar cinsinden 1.151 ABD doları alıyorken, bugün “zamlı” maaşıyla ancak 998 ABD doları almaktadır. Araştırma görevlilerinin dolar cinsinden kaybı 153 ABD dolarıdır. Aynı araştırma görevlisi Ağustos ayında maaşıyla 5,9 Cumhuriyet altını ya da 24,2 çeyrek altın alabiliyorken, bugün 4,8 Cumhuriyet altını ya da 20,2 çeyrek altın alabilmektedir.

Yıllardır emekleri görmezden gelinen, normal çalışma saatlerinin üzerinde çalışmaya zorlanan hizmetliler açısından da ortaya çıkan tablo vahimdir. Ağustos ayında 1.016 YTL alan bir hizmetlinin o dönemdeki maaşı 846 ABD dolarına denk geliyorken, bugün 1.167 TL karşılığında ancak 720 ABD dolarına denk gelmektedir. Aynı hizmetli, Ağustos ayındaki maaşıyla 4,3 Cumhuriyet altını ya da 17,8 çeyrek altın alabiliyorken, bugün 3,4 cumhuriyet altını ya da 14,6 çeyrek altın satın alabilmektedir.

Rakamların da açıkça gösterdiği gibi kriz süreci, toplumun büyük bölümünü olduğu gibi eğitim ve bilim emekçilerini de olumsuz etkilemiştir. Bu dönemde Başbakan’ın dediği gibi birileri “krizi fırsata çevirmiş” ancak toplumun büyük bölümünün payına işsizlik, yoksulluk ve sefalet düşmüştür.

Kriz süreci öncelikle bazı gıda ürünlerindeki fiyat artışlarıyla kendisini göstermiştir. 2008 yılında mercimek fiyatını ikiye katlayarak gıda harcamalarında birinci sıraya otururken, ilaç fiyatları yüzde 78, doğalgaz yüzde 76’lık artışla, elektrik yüzde 50’nin üzerinde artarak halkın alım gücüne ilk darbeyi vurmuştur. Mutfaktaki enflasyon yüzde 20Yi bulurken, 2008 yılında bulgur ve pirinç yüzde 45, kuru fasulye, makarna ve şehriye yüzde 30, mısır özü yağ yüzde 31 artarak emekçilerin enflasyonunu katlamış, dolayısıyla alım gücünü düşürmüştür. Geçtiğimiz altı ay içinde toplumun büyük bir bölümü, nüfusun en yüksek gelire sahip ilk yüzde 20’lik kesime göre enflasyondan çok daha fazla etkilenmiştir.

Kriz sürecinde toplumun hangi kesimlerinin, ne tür zorluklarla karşı karşıya kaldığı ortadayken, AKP hükümeti ve onun destekçisi olan kesimler krizin yükünü bugüne kadar olduğu gibi yine emekçilerin sırtına yıkmak istemektedir. Krizin ortaya çıkmasına bu ülkenin işçilerinin, kamu emekçilerinin, köylülerinin ve diğer emekçi kesimlerinin hiçbir sorumluluğu yoktur. Bu nedenle krizin faturasının yıllardır alım gücünü kaybeden, bin bir zorlukla geçimini sağlayan emekçilere çıkartılması kabul edilemez.

15 Şubat Pazar günü Kadıköy’de yapılacak olan “Krizin Bedelini Ödemeyeceğiz” mitingi krizin faturasını ödemek istemeyenlerin, bunun için sesini yükseltenlerin mitingi olacaktır. Eğitim Sen olarak, bugüne kadar olduğu gibi, 15 Şubat mitingine de tüm gücümüzle katılacağız. Krizin yükünü taşımak istemeyen, faturanın krizi çıkaranlara ödettirilmesini talep eden herkesi 15 Şubat’ta Kadıköy’de buluşmaya çağırıyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınızı ve Düşüncelerinizi bizimle paylaşın.