Çağdaş devletler, toplumdan vergi ve benzeri yollarla elde ettikleri kaynakları çeşitli kamu hizmetleri, sosyal hizmetler ve transferler yoluyla yeniden topluma kazandırırlar.
Devletin yürütme gücünü elinde bulundurun siyasiler, kamu kaynaklarını nasıl kullanacaklarına, neyi nereye harcayacaklarına karar verirler. Bu bağlamda kaynakların etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından siyasiler sorumludur.
Ülkemizde, son iki yüz yılda kamu kaynaklarının verimli kullanılmaması nedeniyle devletin iki yakasının bir araya gelemediğini görmekteyiz.
1854’te mali bunalım yaşayan Osmanlı’nın ilk dış borçlanmaya gittiği günden bu yana dışa bağımlı hale gelen ekonomimiz hep açıklar vermiştir. Bir Osmanlı Sadrazamı o günkü mali durumu şöyle özetlemektedir; “Bizde devletin geliri üçe bölünür. Birincisi çalınır, ikincisi israf olunur ve üçüncüsü gerekli yere harcanır, tabii ki geriye ne kalırsa.”
YENİDEN İKTİDAR OLMAK İÇİN
Günümüzde, kamu kaynaklarının kullanımında ve dağılımında siyasilerin popülist politikaları ve çıkar çevrelerinin hegemonyası etkili rol oynamaktadır. Ülkenin uzun vadeli çıkarlarına uygun bir politika izleme yerine kısa vadeli çıkarlar ve yeniden iktidar olma düşüncesi kaynakların dağıtımında belirleyici rol oynamaktadır..
Popülist politikalar yüzünden kamu harcamalarında israf inanilmaz boyutlara ulaşmıştır. Kamudaki araç saltanatı, lüks kamu binaları, kamu lojmanları, kamudaki gereğinden fazla personel, yerindeliğine bakılmadan yapılan hizmet ve yatırımlar, hiçbir zaman kullanılmayacak olan tesislere yapılan yatırımlar vb. bu israfa örnek olarak gösterilebilir.
KAMUDAKİ BİNA İSRAFI
Kamuda israfın en çok yapıldığı alanların başında bina ve diğer yapım işleri gelmektedir.
Ülkemizin neresine giderseniz gidin mutlaka gereksiz yere yapılan veya yapımı başlayıp da yarım bırakılan yapılar görmek mümkündür. Hükümetlerin devleti küçültme vaatlerine karşın Ankara ve İstanbul`un en gözde merkezleri kamu plazalarıyla dolmuştur. Birçok kesimin tepkisini çeken bu binalar; aynalı camları, konforlu yapısıyla birer ibret ve israf örneği gibi dikiliyor. Bir yatırım bitmeden ötekine başlandığı için bir yatırımın ortalama ömrü bu memlekette 19 yıla yükselmiş durumda. Bitirilmiş olan yatırımların da bu nedenle aslında büyük israfla bitirildiği aşikardır.
TEKEL KULELERİ ZARARINA SATILDI
Örneğin, Ankara’daki Tekel binası inşaatı, 1988 yılında inşaatına 5 milyon dolarlık bir proje olarak başlanmış. Büyüklüğü 10 bin m2’den, giderek 147 bin m2’ye ve 38’er katlı iki kuleye dönüşmüş. Bugüne kadar 131 milyon dolar harcanmış. En son Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) 100 milyon dolara satıldı.
Ankara’da dış cephesi aynalı camlarla kaplı olan Ankara Büyükşehir Belediyesi Binası,
Çevre ve Orman Bakanlığı'na ait son teknoloji ile Amerikan oda tarzı donatılan Söğütözü`ndeki bina,
BDDK`nın kullandığı Ankara`nın en yüksek binası vb. kamuda israfın ne boyutlara ulaştığını göstermektedir.
SİYASİLERİN SEÇİM RANTI BİNALARI
Bunun yanında, bazı siyasilerimizin memleketlerine yaptırdığı ve çürümeye terk edilmiş bina ve yapılara ne demeli?
Örneğin, eski devlet bakanı Bahattin Şeker’in memleketi Bilecik’e (Tek bir lisanslı yüzücüsü olmayan bir ilimize) yaptırılan 8 tane olimpik yüzme havuzu,
yine eski Milli Savunma Bakanı Nevzat AYAZ’ın memleketi ve Türkiye’nin en az nüfuslu ilçesi (720 kişi) olan Çankırı’nın Bayramören ilçesine yaptırdığı (bazılarının hiç kullanılmadığı) 4-5 katlı Halk Eğitim Merkezi, Lise, Kaymakamlık Binası, Öğretmen evi,
yine 100 milyon dolarlık maliyetlerle yapılan ve hiç uçak inmeden kapatılan 7 tane havaalanı vb.
SAĞLIKTA DA DURUM VAHİM
Ayrıca sağlık alanında hiçbir plan- program ve ihtiyaç olup olmadığına bakılmaksızın yapılan;
Konya’ya ikinci bir tıp fakültesi,
Kırıkkale’ye devasa devlet hastanesinin yanında acili bile düzgün işletilemeyen tıp fakültesi hastanesi,
alttan ısıtmalı ve şimdiye kadar ancak birkaç kez kullanılan helikopter pisti,
doktorlarının günlük Ankara’dan taşındığı, ameliyat bile yapılmayan, cerrahi aletlerinin depoda çürütüldüğü, Haymana Devlet Hastanesi vb.
Yukarıdaki örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ancak tüm yapılan bu israfların önlenebilmesi için öncelikle sorunun kaynağına inilmelidir. Bir takım uygulama hataları, kurumlararası eşgüdüm eksikliği, hükümetlerin değişmesiyle birlikte değişen politik tercihler sonucunda projelerin sektörel önceliklerinde sapmalar, gerekli fizibilite çalışmaları yapılmadan bazı projelerin politikacıların baskısıyla yatırım programına alınması vb.kamuda israfın kaynağını teşkil etmektedir.
İSRAF BUGÜN DE DEVAM EDİYOR
Özetle, kamuda israf dün olduğu gibi bugün de devam etmektedir. Vatandaştan toplanan vergiler, maalesef politikacıların yanlış tercihleri ve popülist politikaları yüzünden etkili, ekonomik ve verimli kullanılamamaktadır. Dolayısıyla, siyasi tercihler bir yana bırakılmadığı , plansızlıktan vazgeçilmediği ve sektörel politikalar oluşturulmadığı takdirde kamuda israfın önüne geçmek mümkün olmayacaktır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınızı ve Düşüncelerinizi bizimle paylaşın.