Eğitim sistemi kalitesini öğrenci ile ölçmek mümkün

Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri Halil ETYEMEZ ile eğitim sistemi kalitesi hakkında bir söyleşi.


Eğitim Sistemimizde Öğrenme Ortamları Yeterli midir? 
Eğitim sisteminin kalitesini, sistemin çıktılarıyla, yani öğrenciyle ölçmek mümkündür. Mezun olan öğrenci nitelikli ise, eğitim sistemi de nitelikli demektir, eğitim adına kaliteli iş yapıyorsunuz demektir. Bunlar, eğitim sürecinde yaptığınız çalışmaların başarılı olduğunu göstermektedir.


Eğitim sisteminin çıktılarını nitelikli hale getiren de, eğitim sürecini etkileyen etmelerdir. Bu etmenleri şöyle sıralamak mümkündür:
-Öğrencinin özellikleri,
-Öğrenme-öğretme süreçleri,
-Eğitimin içeriği,
-Öğrenme ortamları.

Yazımda öğrenme ortamlarına değinmek istiyorum. Eğitim araç-gereçleri, sınıf ve okulun fiziksel şartları, donanım ve tesisler, çocuğun duygusal gelişimine uygun ortamlar, öğrenme ortamlarını oluşturmaktadır. Öğrenme ortamlarının öğrenmeye uygun olması, eğitimin niteliğini artıracak etkenlerdir. Bu sebeple eğitim sürecini etkili yönetmenin yolu, eğitim ortamlarının kalitesini artırmaktan geçmektedir. Öğrenme ortamının kalitesini, öncelikle öğrencilerin kolaylıkla erişebilirliği, öğrenme ortamından ne derece yararlanıldığı, fiziksel koşulların ve öğrenme ortamının donanımının yeterliliği, öğrenme ortamının, sosyal ortamının duygusal gelişime katkıları artırmaktadır.

Özellikle sınıfların yeterliliği açısından baktığımızda, öğrenci mevcutlarının ideal sayıya ulaşması için yeterli sayıda derslik yoktur. Son zamanlarda ciddi anlamda derslik yapımı gerçekleştirilmiş ve sınıf mevcutlarında ciddi azalma olmuştur. Ancak bu yeterli değildir. Sınıf mevcutları düştükçe eğitimin kalitesi de artacaktır. Ayrıca eğitim sitemimizin içerisinde ciddi sayıda okul, ikili öğretim yapmakta ve sabahçı öğlenci uygulaması devam etmektedir. İkili öğretim, eğitim sisteminde vazgeçilmesi gereken bir uygulamadır. Bu uygulamadan vazgeçebilmek için ciddi şekilde derslik yapımına ihtiyaç bulunmaktadır.

Okul yapımı ve derslik sayısının artırılması kadar, okulların dengeli bir şekilde dağılımı yapılmalı, öğrencinin ulaşılabilirliğine de dikkat edilmelidir. Öğrencinin mahallesinde eğitim imkânı verecek şekilde planlama yapılmalı, öğrenciler, her sabah ve akşam servis yolculuğundan kurtarılmalıdır. Bu, öğrencinin sınıfta gördüğü ders kadar önemlidir.

Öğrenme ortamlarının öğrenmeye uygunluğu açısından dersliklerin estetik özelliklerine de dikkat edilmelidir. Son zamanlarda estetik bakımından değişiklikler yapılmaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne kadar baktığımızda, okullarımızın ve dersliklerimizin belli bir standartta, bölge farklılıkları ve iklim koşulları bile gözönünde bulundurulmadan yapıldığı görülmektedir. Ayrıca kışla mantığıyla aynı renk boya ile boyanması da eğitim açısından öğrenciye göreliği de ortadan kaldırmaktadır. Oysa okulların boyası öğrenme ortamları açısından önem arz etmektedir. Bunun için değişik renkler de kullanılmalıdır. Okullarımızda, mimarî bakımdan da son zamanlarda ciddi değişikliklere gidilmektedir. 40’a yakın değişik mimarî tarz geliştirilerek uygulanmaktadır. Yerel ve tarihi özellik arz eden mimarî değişiklik, öğrenme ortamları bakımından önemli bir değişimdir. Derslik ve bina kadar, araç-gereç ve donanım da öğrenciye görelik açısından önem arz etmektedir.
Okul, çocuklar için bir yaşama alanı, hayatından bir kesitin geçtiği yerdir. Bundan dolayı okul bir eğitim tesisidir. Bu eğitim tesisinin insana görelik yönünün gelişmiş olması gerekir. Çocukların gelişiminde sosyal yön göz ardı edilmemelidir. Bu bakımdan okul içerisinde eğlenme, dinlenme,  sportif ve kültürel etkinliklere imkân sağlayan; fiziksel yapılarına ve yaşlarına uygun alanlar olmalıdır. Ayrıca bedensel engelli öğrencilerin ortak alanları kullanabilecekleri imkânlar da oluşturulmalıdır. Okul, derslikten ibaret görülmemelidir. Okulda kullanılan bütün bölümler, öğrencilerin yaşına ve fiziksel gelişimine uygun olmalıdır.
 İlköğretim okullarındaki birinci sınıf öğrencileri ile sekizinci sınıf öğrencileri aynı mekânları kullanmak durumunda kalmaktadırlar. Yaş ve fiziksel yeterlilik bakımından farklı öğrenciler birbirlerine zarar vermekte ve yaşı küçük öğrencilerin ortak alanları kullanmalarını engellemektedir. Eğitim ortamları, eğitim tesislerinin ve okul mekânlarının oluşturulmasında yaş farkı ve fiziksel yapılar göz önünde bulundurularak sağlanmalıdır.
 Sonuç olarak, öğrenme ortamlarının niteliği, eğitim açısından, müfredatın niteliği kadar önemlidir. Öğrenme ortamları, eğitime uygun hale getirilmelidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınızı ve Düşüncelerinizi bizimle paylaşın.